(818 S. K. m. 85, 86) (2004 S. K. m. 72)
Dava: Taraflar arasındaki tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
Karar: Davacı, davalıdan satın aldığı traktör bedelinin bir kısmını peşin ödediğini kalan borcu için davalıya 1.8.1998 vade tarihli 750.000.000 TL.lik ve 15.8.1998 vade tarihli 1.000.000.000 TL.lik 2 adet bono verdiğini, bu borçlarına karşılık Ağustos 1998 ayı içerisinde 700.000.000 TL değerinde mibzer ile 9.12.1998 tarihinde elden 250.000.000 TL.yi ödediğini ancak davalının her iki bonoyu takibe koyduğunu, ödemiş olduğu mibzer ve nakit dışında kalan 800.000.000 TL borcu bulunduğunu 950.000.000 TL için borçlu olmadığının tespiti ile % 40 tazminatın tahsiline verilmesini istemiştir.
Davalı, davacının borca karşılık mibzer verdiğini, keza 250.000.000 TL.nin de ödediğinin doğru olduğunu, ancak aralarında başka alışverişlerinde olduğunu, bunlardan dolayı da alacaklı bulunduğunu, ödemelerini o alacağına mahsup ettiğini, takibe koyduğu bono bedellerinin ödenmediğini ileri sürerek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davacının davasının kabulüne verilmiş; hüküm, davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Taraflar arasında traktör alışverişinin yapıldığı bu alışverişten davacının bakiye 1.8.1998 ve 15.8.1998 vade tarihli senetler verdiği, davacının borçlarına karşılık mibzer verdiği ve 250.000.000 TL nakit ödediği uyuşmazlık konusu değildir. Taraflar arasındaki uyuşmazlık davacı tarafından yapılan ödemelerin hangi borca karşılık yapıldığından kaynaklanmaktadır. Yargılama aşamasında davalı davacı tarafından keşide edilen 15.7.1998 vade tarihli ve 1750 DM.lik bir senet ibraz etmiş ve yapılan ödemelerinde bu alacağına mahsuben yapıldığını, 3.2.2000 tarihli oturumda açıklamıştır. B.K. 85. maddesinde birden fazla borçları bulunan borçlu, ödeme zamanında bu borçlarının hangisini tevdi etmek istediğini alacaklıya beyan etmek hakkına haizdir. Borçlu beyanda bulunmadığı takdirde yapılan tevdiye kendisi tarafından derhal itiraz edilmiş olmadıkça alacaklının makbuzda gösterdiği borca mahsup edilir, hükmünü getirmiştir. Somut olayda borçlu borçlarına karşılık verdiği mibzerle verdiği 250.000.000 TL.nin hangi borcunu tediye etmek için verdiğini beyan etmediği gibi alacaklı da bu ödemeleri hangi borca karşılık olduğuna dair borçluya makbuz da vermemiştir. Bu nedenle olayda uygulanması gereken yasa maddesi B.K.nun 86. maddesidir.
Bu maddeye göre birden ziyade borcu bulunan borçlu kısmi ödeme esnasında bir beyanda bulunmadığı ve alacaklı da bir şey bildirmediği takdirde yapılacak ödemede şu sıra takip edilir. Borçlardan öncelikle muaccel hale gelenin mahsubu yapılır. Birden çok muaccel borcun varlığı halinde alacaklı hangisi hakkında takibata başlamış ise mahsup o borçtan karşılanır. Borçlu aleyhine vade tarihinden sonra ve ödeme zamanından önce icra takibe yapılmadığına göre mahsup öncelikle muaccel olan alacaktan yapılır.
Olayımızda davalı tarafından verilen senetlerden 15.7.1998 vade tarihli ve 1750 DM.lik senet takibi konu olan diğer senetlerden önce muaccel olmuştur. Alacaklının yapılan ödemeyi öncelikle bu alacağından mahsup etmesi yasanın 86. maddesi ile kendisine tanınan bir haktır. Bu durum karşısında mahkemece bilirkişiden ek rapor alınarak mibzerin hangi tarihte davalıya borca karşılık tevdi edildiği araştırılıp bu tarihteki değerinin marka dönüşmesi soncu 1750 mark mahsup edilmesi mibzerin değerinin 1750 DM aşması halinde aşan bu miktar ile davacının 9.12.1998 tarihinde ödediği 250.000.000 TL ilave edilerek takibe konu olan senet borçlarından düşülmesinden sonra hasıl olacak sonuca göre verilmesi gerekir.
Değinilen yönler gözetilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
2-Alacaklının İcra İflas Kanunun 72/j maddesi gereğince kötüniyet tazminatına mahkum edilmesi için takibinde haksız olmasının yeniden borçluyu zararlandırmak amacıyla kötüniyetli yapıldığının da kanıtlanması gerekir. Davacı, davalının kötüniyetli olduğunun yasal delillerle kanıtlayamadığından aleyhine kötüniyet tazminatı takdir edilmesi de usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalının temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 13.2.2001 gününde oybirliği ile verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy