(1086 S. K. m. 275)
Dava: Taraflar arasındaki tescil davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün davacı avukatınca duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davalı vekili avukat H. Ekinci gelmiş diğer taraftan kimse gelmemiş olduğundan onun yokluğunda duruşmaya başlanılmış ve hazır bulunan avukatın sözlü açıklaması dinlenildikten sonra karar için başka güne bırakılmıştı. Bu kez temyiz dilekçesinin süresinde olduğu saptanarak, dosya incelendi gereği düşünüldü:
Karar: Davacı, davalının murisi Emin H.'ye ait parsel sayılı taşınmaz üzerine inşaat yapılması, yapılacak inşaattan 1.kat 5, 6, 7.8 nolu meskenlerin arsa sahibine bırakılması konusunda dava dışı SS Ö. Konut Yapı Kooperatifi arasında bir sözleşme yapıldığını, davalının dava dışı kendisi gibi Emin mirasçısı Ali H. ile yaptıkları taksime göre 5 ve 6 nolu dairelerin davalıya 7 ve 8. nolu dairelerinde Ali H.'ye isabet ettiğini, Ali'nin kendisine isabet eden 8 nolu bağımsız bölümü kendisine sattığını, 8 nolu bağımsız bölümün adına tescili için kooperatif ve Ali aleyhine dava açtığını, bu davanın ferdi mülkiyete geçirildiğinde adına tescili şeklide sonuçlandığını, o nedenle de bu 8 nolu daireye iyileştirme giderleri yaptığını, davalının ihtarı ile ferdi mülkiyete geçildiğinde kendisine satılıp teslim edilen 8 numaralı dairenin tapuda 6 nolu daire olarak adına davalıya ait 6 nolu dairelerinde 8 numaralı daire olarak davalı adına tescil edildiğini öğrendiğini, yaptığı iyileştirmeler nedeniyle iki daire arasında aleyhine fark oluştuğunu öne sürerek davalı adına tapuda 6 nolu bağımsız bölüme ait tapu kaydının iptali ile kendi adına kendisi adına kayıtlı 8 nolu tapu kaydının iptaliyle davalı adına tesciline karar verilmesi istemiş, dava sırasında davalının adına kayıtlı bağımsız bölümü satması nedeniyle davadaki istemini, 6 nolu bağımsız bölüme yaptığı iyileştirme nedeniyle bu dairede oluşan değer farkına dönüştürerek bundan kaynaklanan zararı 150.000.000 TL. nın ödetilmesini istemiştir.
Davalı, yargılamaya katılmamış, savunmada da bulunmamıştır.
Mahkemece, kanıtlanmayan davanın reddine karar verilmiş hükmü davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Davadaki ileri sürülüşe göre davacının faydalı ve zaruri giderler yaptığı davalı adına tapuda kayıtlı bağımsız bölüm, davalı tarafından mevcut haliyle satılmıştır. Dava yargılama aşamasında, tapu iptal ve tescil istemini, iki daire arasındaki farktan oluşan zarar istemine dönüştürmüştür. Tapuda davalı adına kayıtlı 6 nolu bağımsız bölüm ile davacı adına kayıtlı bağımsız bölüm arasında, kooperatifin yaptığı diğer emsal bağımsız bölümler esas alındığında bir değer farkı oluştuğu, davacının fiilen davalı adına tapuda kayıtlı olan 6 nolu bağımsız bölümü işgal ettiği de dosyadaki belge ve bilgilerden anlaşılmaktadır.
Dava dışı kooperatif noter kira listesi ve eki belgeler ile, davalı ile paydaşı davacının bayi arasındaki taksim sözleşmesi, davada dayanılan harici satım sözleşmesi ve 1992/588 esas, 1993/647 karar sayılı dava dosyası ve bu dosya içinde mevcut deliler üzerinde hiç durulmamış, ihtiyati tedbir istemiyle ilgili olarak almış olduğu bilirkişi raporu da davadaki istemi aydınlatıcı nitelikte düzenlenmemiştir. Öncelikle davada tapu iptal ve tescil istemine esas ileri sürülüş esas alınarak kooperatif kayıt ve belgelerine göre davacıya 8 nolu bağımsız bölüm olarak tespit edilip satılan ve teslim edilen dairenin tapuda 6 nolu daire olarak tescil edilip edilmediği, bu konuda bir hata yapılıp yapılmadığı, böylece davacının iyi veya kötü niyetli olarak bir başkasına ait daireye iyileştirme giderleri yapan zilyet konumunda olup olmadığı, saptanmalı, sonradan da kooperatifle arsa sahibi arasında yapılan sözleşme hükümlerine göre dava konusu daireye kooperatifin yapması gereken imalatlar dışında yapılan imalatlar belirlenmeli, farklı imalatların davacı tarafından yapıldığı kabul edilip davacının iyi veya kötü niyetli olması davacı ile davalının sebepsiz iktisap durumu da gözetilmeli, konulara ilişkin olarak uzman bilirkişi veya kurulundan dayanaklarını tek tek gösterip, taraf ve Yargıtay denetimine elverişli düşünce alınmalı, hasıl olacak sonuca uygun bir karar verilmelidir.
Mahkemenin davadaki uyuşmazlığı ve istemi nitelendirmede yanılgıya düşerek eksik inceleme ile yazılı şekilde karar vermesi usul ve kanuna aykırı olup bozma nedenidir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz olunan mahkeme kararının temyiz eden davacı yararına BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 15.03.2001 gününde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy