(1086 S. K. m. 289)
Dava: Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
Karar: Davacı, davalı kiracısının 1.7.1997-1.7.1998 bir yıllık kira parası 2.000 DM borcunu ödemediği gibi kiralananı da tahliye etmediğini, 20.9.1999 tarihinde tespit yaptırabilmek amacıyla kiralanana girebildiği beyanla 1.7.1997 tarihinden 1.10.1999 tarihine kadar geçen süre için yıllık 2.000 DM.den toplam 4.500 DM karşılığı 1.134.000.000 TL.nin yasal faizi birlikte ödetilmesine verilmesini istemiştir.
Davalı, kiralananı 1.7.1998 tarihinde tahliye ettiğini, bir yıllık kira karşılığı 100.000.000 TL çekle ödeme yaptığını davacıya kira borcu bulunmadığını savunarak davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece bilirkişi raporu esas alınarak istem konusu dönem için davalının ödenmeyen kira borcu 600.000.000 TL.nin faizi ile birlikte ödetilmesine karar verilmiş; hüküm, davalı tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle davalının kira bedeli ödemesini ve tahliye tarihini yasal delillerle kanıtlayamamış olmasına göre aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2-Taraflar arasında kira hukuki ilişkisinin varlığı hususunda bir uyuşmazlık bulunmamaktadır. Uyuşmazlık yıllık ödenmesi gereken kira parasının miktarındadır. Davacı, bu miktarın 2.000 DM olduğunu ileri sürmekte, davalı ise bir yıllık kira karşılığı 100.000.000 TL ödemede bulunduğunu savunmakla yıllık kira parasının 100.000.000 TL olduğunu kabul etmektedir. Şu durum karşısında yıllık kira parası miktarına göre davacı bu iddiasını yasal delillerle kanıtlamak yükümlülüğündedir. Davacı, yıllık kira parasının 2.000 DM olduğuna dair hiçbir yazılı belge ibraz etmemiş, bu miktar olarak kira parasının mahkemece tespit edilip, bu miktar olarak kararın kesinleştiğini de ileri sürmemiştir. Yıllık kira parası tutarına göre de olayda tanık dinlenip beyanlarına da itibar edilemez. Davalının HUMK. 289. maddesi uyarınca bu konuda açık bir kabulü de yoktur. Hal böyle olunca da keşif ve bilirkişi beyanı ile de kira parası belirlenemez. O nedenle mahkemenin, bilirkişi beyanını esas alarak, rapor da belirtilen miktar üzerinde tarafların kira bedeli ödenmesi konusunda anlaştıkları şeklindeki kabulü doğru değildir. Davalının kabulünde olan yıllık 100.000.000 TL kira parasının hükme esas alınması gerekir. Ne varki davacı, her türlü delil demek suretiyle davasında yemin deliline de dayanmış sayılır.
Öyle ise mahkemece davacıya yıllık kira parası miktarı konusunda yemin teklif etme hakkı hatırlatılmalı bunun sonucuna uygun olarak bir verilmelidir. Mahkemenin açıklanan yönleri ve davalı kabulü gözardı ederek bilirkişi raporuyla saptanan kira miktarını esas olarak hüküm kurması usul ve kanuna aykırı olup bozma nedenidir.
3-Dava 1.134.000.000 TL alacak istemiyle açılmış, mahkemece 600.000.000 TL.nin ödetilmesine verilmiştir. Bu durumda taraflarca yapılan yargılama giderlerinin ve taraflar yararına hüküm altına alınacak vekalet ücretinin taraflara tahmilinde davanın kabul ve ret oranı esas alınarak tayin ve tespit edilmesi gerekirken haklı hiçbir gerekçe göstermeksizin oranın davalı aleyhine olacak şekilde değiştirilerek hüküm kurulması da ayrıca kabul şekli bakımından usul ve kanuna aykırı olup, bozma nedenidir.
Sonuç: Birinci bent gereğince davalının diğer temyiz itirazlarının reddine, 2. ve 3. bentlerde açıklanan nedenlerle temyiz olunan mahkemesinin temyiz eden davalı yararına BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 22.3.2001 gününde oybirliği ile verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy