(743 S. K. m. 2)
Dava: Taraflar arasındaki kira aktinin kötüye kullanılması davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği düşünüldü.
Karar: Davacı, davalı Hazine adına kayıtlı taşınmazın 49 yıl süre ile kullanımına tahsis edildiğini, 1999 yılı bedeli olarak 15.853.000.000 TL. talep edildiğini, davalının sözleşme hükümlerine aykırı aşırı kira talebinin, taraflar arasındaki edimi imkansız hale getirdiğini hak ve nesafet kurallarına göre günün koşullarına uyarlanması gerektiğini ileri sürerek 1999 yılı kira bedelinin 3.027.000.000 Tl. olarak saptanmasını istemiştir.
Davalı, davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece kira bedelinin 1.9.1992 tarihinden geçerli olmak üzere 5.032.378.800 Tl. olarak uyarlanmasına verilmiş; hüküm, davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Taraflar arasında düzenlenen 1.1.1983 tarihli sözleşmenin 7/B maddesinin son fıkrasında ilk üç yıldan sonraki 2 ve izleyen üç yıllık dilimlerin ilk yıl irtifak hakkı bedellerinin yeniden takdir edileceği yazılıdır. Bu yazılış biçimine göre, kira süresi boyunca, her üç yılda bir, o yılın başında davalının kira parasını tespit edeceği, bu tespit edilen kira parasının, üç yıllık dilim içerisindeki, ilk bir yıl için uygulanacağı açıktır. Ne var ki, bu hüküm uyarınca, üçer yılık dilimler halinde kiranın üz yıl sonunda tekrar belirlenmesi durumunda, bu belirlemenin hangi kıstas ve ölçüler esas alınarak yapılacağı konusunda sözleşmede, ayrık bir hükme yer verildiği de görülmektedir. Sadece idarenin kira parasını takdir edeceği yazılıdır. Bu yazılış şekline göre, ücer yıllık dilim başındaki kira parasının tespiti hakkının davalı idareye verildiğinin kabulü gerekir. Bu durumda, kira parasının tespiti hakkı davalıya aittir. Ne var ki her hakkın kullanımında olduğu gibi sözleşmeden kaynaklanan hakkın kullanılmasında da Medeni Kanunun 2. maddesinde hükme bağlanan dürüstlük kurallarına aykırı davranılmamalıdır. O nedenle davalının sözleşmeden kaynaklanan hakkını dürüstlük kuralları içerisinde kullanması asıldır ve kendisinden beklenen de bu olmalıdır. Davadaki talepte, davalının hakkını kötüye kullanarak fahiş olarak tespit ettiği kira parasının indirilmesi ve davalının bu davranışına hakimin müdahalesi istemidir.
Davada hemen belirtelim ki; davalının takdir hakkının üst sınırın öncelikle belirlenmesi gerekir ki bunun üzerindeki miktarın hakkın kötüye kullanılmış olduğu kabul edilsin, olayın özelliği itibariyle davalının takdir hakkının üst sınırı 3'er yıllık dönemlerin bitim tarihinden itibaren yeniden başlayacak üç yılık dönem başında dava konusu kiralananın boş olması halinde emsal ve rayice göre olması gereken, kira parası olduğunun kabulünde duraksamaya yer olmamalıdır. Öyle ise, mahkemece dava konusu dönem başında, kiralananın boş olması ve yeniden kiraya verilmesi emsal ve rayice uygun olarak getirebileceği kira parası bu konuda uzman bilirkişi marifetiyle, tarafların gerektiğinde emsalleri de ele alınmak suretiyle saptanmalı, bunun sonucuna uygun olarak getirebileceği kira miktarı böylece belirlenmeli ve davalının takdir hakkının üst sınırının bu yolla belirlenebilecek miktar olduğu kabul edilmelidir. Bu belirlemeden sonra yine hak ve nesafet kuralları, davacının bu yerde eski kiracı bulunuşu, taraflar arasında uzun süreli bir kira sözleşmesinin akdedildiği olgusu taraflar göz önüne alınarak belli bir miktarda indirim yapılmalı ve böylece olması gereken kir parası belirlenip, sonucuna uygun bir verilmelidir.
Mahkemenin açıklanan yönleri göz ardı ederek somut olayın özelliğine uygun düşmeyen bilirkişi raporu benimsenerek yazılı şekilde verilmiş olması usul ve kanuna aykırıdır. Bozma nedenidir.
2-Davacı 1999 yılı kira bedelinin uyarlanmasını istemiştir. Uyarlama davalarında sözleşmenin başlangıcından itibaren başlamak suretiyle dava tarihinden geriye doğru kira parası uyarlanamaz. Bu yolla tayin edilen kira parası, dava tarihinden itibaren ileriye doğru hükmü ve neticelerini doğurur. Bu kuralın aksi doğrultuda, kira bedelinin 1.9.1992 tarihinden geçerli olmak üzere uyarlanmasına verilmiş olması da kabul biçimi basımından bozmayı gerektirir.
Sonuç: Yukarda açıklanan nedenlerle temyiz olunanın davalı yararına BOZULMASINA, 29.3.2001 gününde oybirliği ile verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy