(818 S. K. m. 47)
Dava: Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı her iki davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde taraflar avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Davacı, aleyhinde açılan Trabzon 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 1991/43 Esas sayılı davada vekili olan davalının ihmali sonucu davanın kabul ile sonuçlandığını, davalının karşı tarafın yanında hareket ettiğini, bu nedenle yol, mahkeme masrafı, İstanbul'daki işyerinden ayrı kalmasının maddi kaybına yol açtığını, dava konusu taşınmazı satmak zorunda kaldığını ileri sürerek maddi ve manevi tazminat karşılığı 10.000.000.000 TL. veya 20.000 Doların davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı, davacının vekili olduğu davada ihmal veya kusuru olmadığını savunarak davanın reddini dilemiş, karşı davası ile de davacının kendisini baroya şikayet ettiğini, şikayet dilekçesi ile kariyerinin zedelendiğini ileri sürerek 5.000.000.000 TL. manevi tazminatın davacıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece, dava ve karşı davanın reddine karar verilmiş; hüküm, taraflarca temyiz edilmiştir.
1- Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle davacının dava dilekçesinde sözünü ettiği davaların avukatının vekalet görevini ifadaki ihmal ve kusurundan değil, hukuken haksız bulunması nedeniyle kaybedilmiş olmasına göre davacının tüm temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2- Davalının karşı davası ile ilgili temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Davacı T..., davalı avukatı M... aleyhine 20.12.1999 gününde Trabzon Baro Başkanlığına vermiş olduğu şikayet dilekçesinde Avukatım M... adıma açtığı davaları hep karşı tarafın isteği ve menfaatler doğrultusunda açmıştır. Meslek ahlakına aykırı olan bu tutumun yapacağınız incelemeler sonucunda sabit görülmesi halinde bu ahlaksız davranışın gereği gibi tecziye edilmesini dilerim, ... şeklinde beyanda bulunmuştur. Dilekçe altındaki imza, davacı tarafça inkar edilmemiştir. Davacı, bu ifadeleri ile davalı avukatın karşı tarafla el ve fikir birliği içinde meslek ahlakına aykırı, ahlaksız davranışlarda bulunduğunu açıkça ifade etmiştir. Bu nitelikteki bir itham, avukatlık mesleğini icra eden kişi için kişilik haklarına saldırıdır. Böyle olunca da davalı avukat, kişilik haklarının saldırıya uğraması nedeniyle davacıdan manevi giderim isteme hakkını kazanır. Mahkemece tarafların sosyal ve ekonomik durumları ile saldırının niteliği göz önüne alınarak davalının karşı davası ile ilgili olarak uygun ve makul bir manevi tazminata hükmedilmesi gerekirken, kişilik haklarına saldırı oluşmadığı gerekçesiyle yazılı şekilde istemin reddine karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
Sonuç: Yukarıda 1. bentte açıklanan nedenlerle davacının tüm temyiz itirazlarının reddine, 2. bentte açıklanan nedenlerle temyiz olunan kararın temyiz eden davalı-karşı davacı yararına BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 03.04.2001 gününde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy