(818 S. K. m. 83) (1086 S. K. m. 288, 289, 293)
Dava : Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği düşünüldü :
Karar: Davacı, davalıya borç olarak 7200 Dolar ve 250.000.000 Tl. verdiğini Dolar alacağı için 3.2.1998 tarihli çek aldığını, davalının talebi nedeniyle çeki bankaya ibraz etmediğini, ancak borç ödenmeyince davalı aleyhine yaptığı icra takibinin itiraz nedeniyle durduğunu ileri sürerek 7200 dolar ve 250.000.000 Tl.nın faiziyle birlikte tahsiline verilmesini istemiştir.
Davalı, davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, davanın kabulüne verilmiş; hüküm, davalı tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle çek niteliğini yitirmiş bulunan belge altındaki imzanın davalı tarafından inkar edilmemiş bulunmasına, bu durumda davacı iddiası yönünden çekteki imza ve yazıları yazılı delil başlangıcı sayılmasının gerekmesine bu halde tanık dinlenebileceğine göre davalının diğer temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2-Davacı, davalı borçlu aleyhine 13.5.1998 tarihinde Karamürsel İcra Müdürlüğünün 1998/242 sayılı takip dosyası ile yaptığı icra takibinde 7200 Amerikan Dolarını Türk Lirasına dönüştürmek suretiyle 1.814.400.000 TL. olarak istemde bulunmuştur. Böylece davacı BK.nun 83 maddesi hükmü uyarınca tercihini anılan icra takip tarihindeki kura göre Türk lirası yönünde kullanmıştır. Artık bu tercihinden dönerek bu defa alacağının dolar olarak ödetilmesi isteminde bulunamaz. Davanın alacağın tahsili davası olarak açılmış olması da bu sonucu değiştirmez. Öyle ise davacı anılan takip tarihindeki kur karşılığı Türk Lirası olarak davada alacağının ödetilmesini isteyebilir. Mahkemece 1.814.400.000 Tl. alacağın yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline verilmesi gerekirken 7200 Amerikan dolarının karar tarihindeki kur üzerinden yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
3-Davacı ayrıca 250.000.000 Tl. davalıya borç para verdiğini öne sürerek bu miktarın da ödetilmesini istemiştir. Davalı, davacının bu iddiasına karşı koymuştur. Taraflar arasında HUMK. 293 maddesinde öngörülen şekilde yakın akrabalık ilişkisi bulunmadığına göre davacı bu iddiasını HUMK 288 maddesi gereğince yazılı delille kanıtlamakla yükümlüdür. Davacı bu konuda yazılı delil ibraz etmediğine ve davalının da usulün 289 maddesi hükmüne uygun olarak alınmış açık bir muvafakati bulunmadığına göre davacının bu iddiası konusunda tanık dinlenemez, beyanına da itibar edilerek iddianın kanıtlandığı kabul edilemez. Mahkemenin aksine kabulü o nedenle doğru değildir.
Ne var ki davacı dava dilekçesinde her türlü yasal delil demek suretiyle bu iddiası yönünden yemin deliline de dayanmış sayılır. Davacıya bu yemin delili de hatırlatılarak hasıl olacak sonuca uygun bir verilmesi gerekirken davacının bu kalem isteğinin de kabulüne verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
Sonuç: Yukarıda 1.bentte açıklanan nedenlerle davalının diğer temyiz itirazlarının reddine, 2 ve 3.bentlerde açıklanan nedenlerle temyiz olunan mahkeme ının temyiz eden davalı yararına BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 20.3.2001 gününde oybirliği ile verildi.
Full & Egal Universal Law Academy