(818 S. K. m. 49, 98/2)
Dava: Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne ve kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı Muhsin ... avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği düşünüldü.
Karar: Davacı Eczacı, eczanesi ile davalılardan sermaye Piyasası Kurulunun binası arasında çok yönlü trafiğe açık 55 sokak bulunduğunu, 25.9.1998 günü saat 19:40 sıralarında iş yerine gitmekte iken Kurul Başkanın makam arabası ile karşılaştığını, kendisine yol vermek istenmemesi üzerine geri çıktığını, sokak başında beklerken iki görevlinin bu sokağa girmemesi konusunda başkanın talimatı olduğunu söylemelerine rağmen sokağa girip iş yerine gittiğini, davalı Kurum Başkanının bu olaydan hemen sonra aynı gün saat 20:00 de 9 yıldan bu tarafa devam etmekte olan Maliye Bakanlığı Bütçe uygulama talimatı doğrultusunda düzenlenmiş olan aralarındaki sözleşmeyi iptal ettiğini bildirdiğini, sözleşmenin fesih edilmesinin tamamen Kurum Başkanının keyfi eylemi bulunduğunu bundan dolayı maddi ve manevi zarara uğradığını öne sürerek 800.000.000 Tl. maddi, 2.000.000.000 Tl. de manevi tazminat olmak üzere 2.800.000.000 Tl. tazminatın davalı sermaye Piyasası Kurulu ile bu kurul başkanı diğer davalı Muhsin'den tahsiline verilmesini istemiştir.
Davalılar davanın reddini savunmuşlardır.
Mahkemece, davalı Kurul başkanının şahsi kin ve gazara dayalı olarak davalı Sermaye Piyasası Kurulu ile davacı arasındaki sözleşmeyi haksız olarak fesih ettiği, Sermaye Piyasası Kurulunun Başkanının haksız eyleminden sorumlu olamayacağı davacı zararından Kurul başkanının şahsen sorumlu olduğu gerekçesiyle 534.667.592 Tl. maddi, 1.000.000.000 Tl. manevi olmak üzere toplam 1.594.667.592 Tl. tazminatın davalı Muhsin'den olay tarihinden itibaren hesaplanacak faizi ile tahsiline, davalı Sermaye Piyasası Kurulu aleyhine açılan davanın reddine verilmiş; hüküm, davalı Muhsin ... tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle davalının eyleminin bir iş ve eylem niteliğinde olmaması bu halde Anayasanın 129/5 maddesi hükmünün olayda uygulama yeri bulunmamasına göre davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2-Borçlar Kanunun 49 maddesinde şahsiyet hakkı hukuka aykırı bir şekilde tecavüze uğrayan kişinin manevi tazminat isteyebileceği hükme bağlanmıştır. Bu hükme göre manevi tazminat istenebilmesinin ön koşulu, kişisel haklarına hukuka aykırı bir şekilde tecavüze uğramasıdır. Kişisel hakka hukuka aykırı bir saldırı yoksa veya saldırı hukuka aykırı olmakla birlikte bu saldırı kişisel hakları etkileyecek nitelikte değilse ön koşul gerçekleşmiş sayılmaz.
Kişisel haklar, kişinin kendi hür ve bağımsız varlığının bütününü sağlar. Bu haklar doğum ile kazanılan, tamamen kişiliğe bağlı olan haklardır. Hayat, beden ve ruh sağlığı, din, düşünce, ekonomik çalışma özgürlüğü, şeref, onur ve saygınlık, ün, şan ve ait gibi haklardır.
Somut olayda, davacının Sermaye Piyasası Kurulu başkanlığı ile arasında devam ede gelmekte olan Ticari İşletmesiyle ilgili sözleşmesi Kurul Başkanı tarafından davacı ile aralarında geçen bir olay bahane edilerek haksız ve tek taraflı olarak feshedilmiştir. Davalının bu eylemi, davacıya karşı oluşan şahsi kin ve garazına dayalı hukuka aykırı bir eylemdir. Şu durumda hukuka aykırı bir eylem mevcuttur. Borçlar kanunun 98/2 maddesi yollamasıyla olayda ayni Kanunun 49 maddesinin de ileri sürülüşe göre uygulanması mümkündür. Ancak bu bağlamda, davalının hukuka aykırı eyleminin, davacının kişisel haklarına bir saldırı niteliğinde olup olmadığının da tartışılmasını gerektirir.
Davalı fesih bildiriminde bir sebep göstermemiştir. Davada ileri sürülüşe göre davacıya talebine karşın bir sebepte bildirilmemiştir. Yargılamada ise davacının işyerini kapalı tutması ve kurul personeline davranışının feshe neden olduğu açıklanmıştır. Bir hukuki ilişkinin tamamen keyfi, haklı hiçbir sebep gösterilmeksizin sona erdirilmiş olması diğer tarafın mal varlığına ilişkin zararına neden olabilirse de bu mal varlığına dahil olmayan kişisel değerlerden dolayı zarara uğradığının kabulünü gerektirmeyebilir. Aksine bir düşünce her sözleşmenin haksız ve tek taraflı feshi halinde manevi tazminat istenebileceği gibi genel bir uygulamanın benimsenmesine neden olur ki, bu da yasanın anılan hükmünün düzenlenme amacına aykırı düşer.
Öte yandan davacının sözleşmesinin bütçe uygulama talimatı hükümlerine tabi olmak üzere yapılmış olması, bu talimatta sayılan fesih nedenlerinden biri ile feshedildiğinin etrafta sanılması gibi bir olgu dahi davacının zandan öte gitmeyen bir düşüncesi olarak kişilik haklarına saldırı sayılamaz.
Şu durum karşısında yasada öngörülen koşullar gerçekleşmemiştir. Mahkemece dosyadaki delillerin değerlendirilmesinde yanılgıya düşülerek davacının manevi tazminat isteminin reddi yerine yazılı şekilde kabulüne verilmiş olması usul ve kanuna aykırı olup bozmayı gerektirir.
Sonuç: 1.bent gereğince davalının diğer temyiz itirazlarının reddine, 2.bentte açıklanan nedenlerle temyiz olunan mahkemesinin temyiz eden davalı Muhsin lehine BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 4.4.2001 gününde oybirliği ile verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy