(1086 S. K. m. 292, 288, 289)
Dava: Taraflar arasındaki iptal davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne ve kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı Avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği düşünüldü:
Karar: Davacı, kiracısı olan davalının kira, elektrik ve apartman aidat borcunu ödemediğini, toplam 715.418.000.- TL. nın tahsili amacıyla yaptığı icra takibine de itiraz ettiğini ileri sürerek itirazının iptaline % 40 tazminatın ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Davalı, davacı ile aralarında kira sözleşmesi bulunmadığını beyanla davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, dava dışı site yönetimince düzenlenen apartman aidat makbuzu, tanık anlatımları ve davacıya resen teklif edilen yemin esas alınarak bilirkişi raporu doğrultusunda 583.418.000.- TL. üzerinden itirazın iptaline % 40 tazminatın ödetilmesine karar verilmiş; hüküm, davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı, bu davada davalının kiracısı olduğu hukuki sebebine dayanarak istemde bulunmuş; davalı ise kira hukuki ilişkisini inkâr etmiştir. Bu durumda davacı, davalıyla aralarında kira sözleşmesi bulunduğunu yasal delillerle kanıtlamakla yükümlüdür. ( HUMK: madde 288 ) davacı ile davalı arasında davalının imzasını taşıyan yazılı bir kira sözleşmesinin bulunmadığı mahkemenin de kabulündedir. Davalının taşınmazda kiracı olduğuna delalet eden ve davalıdan sadır olduğu saptanan HUMK 292 maddesinde öngörülen nitelikte bir yazılı delil başlangıcı da davacı tarafından ibraz edilmemiştir. Davada dayanılan taşınmazın bulunduğu site yönetimince düzenlenen makbuzda davalının imzası bulunmamaktadır. Yönetimin her zaman düzenleyebileceği bu nitelikteki bir belgenin usulün anılan maddesine uygun yazılı delil başlangıcı olarak kabulüne de hukuken olanak yoktur. Davacının iddiasını tanıkla ispatına davalının HUMK. 289 maddesine uygun açık bir onayı da bulunmamaktadır. Hal böyle olunca bir takım varsayımlara dayanılarak davacının kira hukuki ilişkisini kanıtlandığı kabul edilemez.
Bu durumda kira ilişkisinin varlığını ispat konusunda davacı, dava dilekçesiyle "her tür kanuni delil" demek suretiyle yemin deliline de dayanmış olduğundan kendisine davalıya yemin teklif etme hakkı hatırlatılmalı, bunun sonucuna göre taraflar arasında hukuki ilişkisinin bulunup bulunmadığı tespit edilmeli ve böylece bir karar verilmelidir. Mahkemenin taraflar arasındaki uyuşmazlığı nitelendirmede ve mevcut delilleri değerlendirmede hataya düşerek yazılı şekilde hüküm kurmuş olması, usul ve kanuna aykırı olup, bozmayı gerektirir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz olunan kararın davalı yararına BOZULMASINA, oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy