(818 S. K. m. 161)
Dava: Davacı, davalının inşa ettiği binadaki daireyi haricen düzenlenen 21.8.1995 tarihli sözleşme ile 55.000 DM bedelle satın aldığını, bedelden 24.500 DM ödemesine rağmen dairenin üçüncü kişiye kayden satıldığını ileri sürerek ödediği 24.500 DM.nin dava tarihindeki karşılığı olan 3.356.500.000 TL.nin faiziyle birlikte tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı, 15.3.1997 tarihli sözleşme nedeniyle davacının ödediğini geri isteyemeyeceğini savunarak, davanın reddini dilemiş, karşı dava ile de davacının daireyi 4 yıl süre ile kullandığından dairede yıpranma olduğunu, bu sürede daire üzerinde tasarrufta bulunamadığından dolayı zarara uğradığını ileri sürerek, toplam 1.300.000.000 TL.nın davacıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece, dava ve karşı davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacının temyizi üzerine Dairemizin 2000/5520-8637 sayılı 17.10.2000 tarihli kararı ile bozulmuş, davalı karar düzeltme talebinde bulunmuştur.
Davalının müteahhit olarak kat karşılığı inşaat sözleşmesi ile inşaat ettiği binadaki kendisine düşen daireyi davacıya sattığı, 55.000 DM satım bedelinin 24.500 DM.lık kısmının ödendiği, bakiye bedelin ödenmemesi nedeni ile sözleşmeden dönüldüğü, bu nedenle davacının ödemiş olduğu bedelin iadesini davalıdan talep ettiği anlaşılmaktadır. Taraflar arasında yapılan daire satım sözleşmesi, davalı müteahhidin şahsi hakkının temliki niteliğinde olup geçerlidir. Bu nedenle asıl sözleşme olan 21.8.1995 tarihli sözleşmeden sonra yapılan ve ödemelerin düzenlenmesini konu olan 15.3.1997 tarihinden itibaren ödemelerin yapılacağını belirten sözleşme ve bu sözleşmede ödemelerin yapılmadığı takdirde alıcının daire bedeli olarak ödemiş olduğu miktarı geri isteyemeyeceğine dair kararlaştırılan cezai şart da geçerlidir. Bu nedenle davacı akdin bozulmasına kendisi neden olduğundan ödediği miktarı geri isteyemez. Ancak cezai şartın fahiş olup olmadığı B.K.nun 161. maddesi gereğince temliki gerekip gerekmediği hususu kararda tartışılmamıştır. Ceza koşulunun fahiş olup olmadığı, tarafların iktisadi durumu, özel olarak borçlunun ödeme kabiliyeti ile beraber borcunu yerine getirmemiş olması dolayısıyla sağladığı menfaat, borçlunun kusur derecesi ve borca aykırı davranışın ağırlığı ölçü alınarak tayin edilmeli ve hüküm altına alınacak ceza miktarı hak, adalet ve nasafet kurallarına uygun olarak tespit edilmeli,tespit edilen ceza miktarının dışında kalan ve tenkis edilen miktar varsa onun tahsiline karar verilmelidir. Bu husus gözetilmeksizin eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir. Mahkeme kararının bu gerekçe ile bozulması gerekirken sehven ödenen miktarın tamamının tahsiline karar verilmesi gerektiğinden bahisle bozulmuş olduğu, bu kez yapılan inceleme ile anlaşılmış olmakla karar düzeltme talebinin kabulü ile, kararın yukarıda açıklanan gerekçeyle bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Sonuç: Dairemizin 2000/5520-8637 sayılı 17.10.2000 tarihli bozma kararının kaldırılmasına, hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 2.4.2001 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy