(818 S. K. m. 535, 538)
Dava: Taraflar arasındaki tespit ve ortaklığın feshi davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davacılar Celal ... ve Behram ......in açtığı davanın reddine, davalı-karşı davacının açmış olduğu davasının kısmen kabulüne kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacılar avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
Karar: Davacılar, davalının aralarındaki adi ortaklık nedeniyle teminat olarak verdikleri iki adet senetle aleyhlerinde icra takibi yaptığını, senetlerin belirli bir miktarı ihtiva etmediği gibi ortaklığın bozulduğunu, dava tarihi itibariyle adi ortaklık konusu arıcılık işi için toplam 284.000.000 TL masraf yaptıklarını, ancak davalının hissesine düşen bölümü ödemediğini, davalının söz konusu senetlerden dolayı alacaklı olduğu kabul edilse dahi bu miktarın mahsubu gerektiğini ileri sürerek 5.000 DM.lik iki senetten dolayı borçlu olmadıklarının tespiti ile senetlerin iptaline, haksız takip nedeniyle kötü niyet tazminatına karar verilmesini istemişlerdir.
Davalı, bonoların sebepten mücerret olduğunu, davacıların bono bedellerini ödediklerini ispat etmeleri gerektiğini savunarak davanın reddini, birleşen davası ile de davacıların gerekli ihtimamı göstermemeleri nedeniyle arıların öldüğünü, davacıların aleyhinde başladığı icra takiplerinin durduğunu ileri sürerek, ortaklığın tasfiyesi ile 10.000 DM.nin davacılardan faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece, menfi tespit davasının reddine, taraflar arasındaki ortaklığın tasfiyesine, birleşen davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacılar tarafından temyiz edilmiştir.
Davaya esas bonoların, taraflar arasında düzenlenen 15.5.1992 tarihli protokol başlıklı adi ortaklık sözleşmesi nedeniyle verildiği iddia, savunma ve dosya içerisinde mevcut anılan protokol hükümlerinden açıkça anlaşılmaktadır. Davalı Bekir, birleşen davası ile adi ortaklığın fesih ve tasfiyesine karar verilmesini istemiştir. Bu durumda adi ortaklık hukuki ilişkisi taraflar arasında fesih ve tasfiye edilmeden tarafların adi ortaklıklarından kaynaklanan hak ve alacakları ayrı ayrı belirlenmeden gerçekten bonolardan dolayı davacıların davalıya borçlu olup olmadıkları, borçlu iseler bonolarda yazılı miktar kadar borçlu olup olmadıklarının saptanması mümkün değildir. Mahkemece her ne kadar ortaklığın tasfiyesine karar verilmiş ise de verilen bu tasfiyeye ilişkin karar, somut olaydaki uyuşmazlığı çözümleyici nitelikte değildir. Şu durum karşısında öncelikle adi ortaklığın BK 538 ve devam eden maddeleri öngörüldüğü şekilde mahkemece tasfiyesinin yaptırılması ve tasfiye sonucuna göre davacıların davalıya borçlu olup olmadıkları varsa davacıların davalıya olan gerçek borç miktarı saptanıp bunun sonucuna uygun olarak bir karar verilmesi gerekir. Mahkemece anılan yasa hükümleri uyarınca inceleme ve araştırma yapılmadan konuya ilişkin taraf delil ve karşı delilleri toplanılıp uzman bilirkişi kurulundan taraflar arasındaki adi ortaklık protokolü hükümleri de gözetilmek suretiyle bir rapor alınmadan yazılı şeklide ve yazılı gerekçe ile verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz olunan mahkeme kararının temyiz eden davacılar yararına BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 20.03.2001 gününde oybirliği ile verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy