(818 S. K. m. 393)
Dava: Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün davacı avukatı tarafından duruşmalı davalı avukatınca duruşmasız olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davacı vekili avukat Ali Karancak geldi davalı taraftan kimse gelmemiş olduğundan onun yokluğunda duruşmaya başlanılmış ve hazır bulunan avukatın sözlü açıklaması dinlenildikten sonra karar için başka güne bırakılmıştı. Bu kez temyiz dilekçesinin süresinde olduğu saptanarak dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
Karar: Davacı, davalıdan 20.3.1996 tarihli haricen düzenlenmiş satış sözleşmesi ile taşınmaz satın aldığını, ancak tapuda devrinin yapılmadığını belirterek, satış bedeli olarak ödemiş olduğu 375.000.000 TL.lık 2000 DM'ın dava tarihindeki Türk Lirası karşılığı olan 280.000.000 TL.nın dava tarihinden itibaren reeskont faizi ile birlikte tahsilini istemiştir.
Davalı, satış bedeli olarak sadece 325.000.000 TL aldığını öne sürerek davanın kısmen kabulünü kısmen reddini dilemiştir.
Mahkemece 325.000.000 TL.nın dava tarihinden itibaren reeskont faizi ile tahsiline, fazla istemin reddine karar verilmiş; hüküm, taraflarca temyiz edilmiştir.
1- Taraflar arasındaki satış sözleşmesi gereğince, 2000 DM'ın davalının vekili olan dava dışı Hüseyin Süzen'e ödendiği, sözleşme ve tüm dosya kapsamı ile sabittir. Hüseyin Süzen'in de, davalının ahza kabza yetkili vekili olduğu dosyada bulunan 22.5.1995 tarihli vekaletnameden anlaşılmaktadır. B.K.nun 393. maddesi gereğince, vekilin kendi adına ve müvekkili hesabına üçüncü kişilerden iktisap ettiği haklar müvekkile intikal eder. O halde davacının vekiline ödendiği sabit olan 2000 DM'ın da geçersiz sözleşme gereğince davalı asilden tahsiline karar verilmesi gerekirken, mahkemece paranın asile ödenmediğinin ispat edilemediği gerekçesiyle, bu istemin reddine karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir,
2- Taraflar tacir olmadıkları gibi, iş de ticari iş değildir. Bu durumda, alacağa yasal faiz uygulaması gerekirken, reeskont oranında faize hükmedilmiş olması da usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz edilen hükmün 1. bent gereğince davacı, 2. bent gereğince ise davalı yararına BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 20.000.000 lira duruşma avukatlık parasının karşılıklı alınarak ödenmesine, 04.06.2001 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy