(818 S. K. m. 41) (1086 S. K. m. 275)
Dava: Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği düşünüldü:
Karar: Davacı, sağ kol bilek kısmında meydana gelen kırık sebebiyle tedavi için davalı şirkete ait şifa hastanesine başvurduğunu, kolunun ameliyat edilip 5 gün hastanede tutulmasına rağmen gereken tıbbi tedavi yapılmadığından kolunun şişip kangrene dönüştüğünün, 15.8.1995 tarihinde hastaneden ayrılıp Ankara Hacettepe Tip Fakültesi Hastanesine gittiğini, orada kangren teşhisi konulup kolunun bilek ile dirsek arasından kesildiğini, zararlı sonucun davalı işletmenin kusur ve ihmalinden kaynaklandığını ileri sürerek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile, iyileştirme giderleri, iş ve beden gücü kaybı karşılığı ve protez için şimdilik 250.000.000 TL. tazminatın olay tarihinden itibaren reeskont faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı, olayın 1995 yılında meydana geldiğini, davada bir yıllık zamanaşımı süresinin gerçekleştiğini, öncelikle davanın bu yönden reddine karar verilmesini, esas yönden de davalının kokusu patoza kaptırdığını, meydana gelen kırıklar nedeniyle hastaneye başvurduğu tarihte kolunun kesilmesi gerektiğini, ancak inceleme sonucu gazlı kangren hücrelerine rastlanmadığından kolun tedavi ile kurtarılmaya çalıştığını, ancak dokuda beslenme olmadığından kolun kesilmesinden başka çare kalmadığını, durum kendisine bildirildiğinde davacının buna razı olmadığını amcasının gelip röntgen filmleri ile birlikte davacıyı alarak Ankara'ya götürdüğünü, görevin gereği gibi yerine getirildiğini, kusur bulunmadığını beyan ile davanın esas yönden de reddini savunmuştur.
Mahkemece, olayda davalının kusurunun bulunmadığı, özen görevinin tam olarak yerine getirildiği kabul edilerek dava reddolunmuş; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Davacının kolunu patoza kaptırması sonucu kırıldığı, davalıya ait şifa hastanesinde cerrahi müdahalede bulunulduğu, kolunun kötüleşmesi nedeniyle hastaneden ayrılıp Ankara Hacettepe Tip Fakültesi Hastanesine başvurduğu, burada kolunun kesildiği uyuşmazlık konusu değildir. Uyuşmazlık davalıya ait hastanedeki ilk tedavinin tıbbın gereklerine uygun yapılıp yapılmadığı, olayda doktor hatası olup olmadığı noktasında toplanmaktadır. Davacı, doktor hatası nedeniyle kolunun kangren olduğu ve bunun sonucu kesildiğini ileri sürerek tazminat istemiştir. Taraflar arasındaki ilişki bir vekalet ilişkisidir. Dava özen borcuna aykırılık iddiası ile açılmıştır. Vekil (doktor) işini yaparken bir işçi gibi özen göstermek zorundadır. (BK: s. 386-390, 321 ) bu nedenle en hafif kusurundan dahi sorumludur. Doktor hastalığa tıbbı açıdan zamanında ve gecikmeksizin doğru teşhisi koymalı, önlemleri eksiksiz biçimde ve gecikmeksizin almalı, olayın gerektirdiği uygun tedaviyi gecikmeden belirleyip uygulamalıdır. Tıbbın gerek ve kurallarına uygun davranılmakla birlikte sonuç değişmemiş ise doktor sorumlu tutulamaz.
Mahkemenin kararına dayanak yaptığı 23.6.2000 tarihli el cerrahisi, ortopedi ve travmatoloji uzmanlarından oluşan bilirkişi kurulu raporunda, olayın oluşumu ve uygulanan tedavinden söz edilip, ...bunun ortopedi uzmanlığını almış her ortopedist tarafından yapılabilmesi nedeni ile tıbbi hata düşünülmemiştir. denilmiştir. Raporda, somut olaydaki gibi bir kırıkta, tıbbın gereklerine ve kurallarına uygun teşhis ve tedavi yöntemlerinin uygulanıp uygulanmadığı, bu konuda yukarıda açıklanan ilkeler doğrultusunda özen gösterilip gösterilmediği, yapılması gerekenle, yapılanın uyuşup uyuşmadığı açıklamalarına yer verilmemiştir. Bu nedenle bilirkişi raporu yetersiz olup hükme dayanak yapılamaz.
Bu durumda mahkemece yapılacak iş; konusunda uzman kişilerden oluşturulacak bilirkişi kurulundan veya adli tıp kurumundan, yukarıda açıklanan ilkeler ışığında yapılması gerekenle, yapılanın ne olduğu, tıbbın gerek ve kurallarına göre olayda doktor hatası olup olmadığını gösteren nedenlerini açıklayıcı, taraf hakim ve Yargıtay denetimine elverişli rapor alınmak; oluşacak uygun sonuç çerçevesinde bir karar vermekten ibarettir. Açıklanan hususlar gözetilmeksizin eksik araştırma ve incelemeye, yetersiz bilirkişi raporuna dayanılarak yazılı biçimde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacının temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 08.02.2001 gününde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy