(2004 S. K. m. 72) (1086 S. K. m. 275)
Dava: Taraflar arasındaki menfi tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Davacı, cep telefona abonesi olduğunu, Kasım 1997 dönem 1.798.408.930 TL, Aralık 1997 dönemi 380.310.000 TL fatura geldiğini, fatura dökümlerini incelediğinde adını dahi bilmediği 49 ülke ile telefon görüşmesi yaptığının görüldüğünü, dökümlerde gözüken ülkelerle telefon görüşmesi olmadığını, 49 ülke ile toplam 450 telefon görüşmesi yapmış olmasının fiilen imkansız olduğunu ileri sürerek, 2.332.621.060 TL borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini istemiştir.
Davalı, davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, 2.181.573.400 TL. lik faturalar tutarının 2.139.141.400 TL. lik kısmından davacının davalıya borçlu olmadığının tespitine, fazlaya ilişkin 42.432.600 TL. lik talebin reddine karar verilmiş; hüküm, davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı, bu davada değiştirdiği sim kartı nedeniyle tahakkuk eden ve davalı tarafından tahsil edilen miktardan dolayı borçlu olmadığının tespitini istemiştir. Hemen belirtelim ki, kural olarak davacı, sahibi bulunduğu telefon ve bu telefona ait sim kartı aracılığıyla yapmış olduğu konuşma karşılıklarını, bu yönde hizmet veren davalıya ödemekle yükümlüdür. Davacı, davaya konu tahakkukların yapıldığı sim kartın, telefonun suya düşmesi nedeniyle arızalandığını, bundan dolayı yeni sim kartı aldığını bu davada kanıtlamış değildir. Öte yandan, öne sürülüşe göre, mevcut olan sim kartını, davalı yedinde iptal ettirdiğini de iddia ve ispat edememiştir. Az yukarıda açıklandığı gibi bu durumda yapılan konuşmalarla ilgili tahakkuk ettirilen ücretleri ödemek durumundadır. Ne var ki, özellikle davalının düzenlediği ve davacıya borç tahakkuk ettirdiği Kasım 1997 ayına ait faturalarda ve bunun konuşmalarla ilgili ayrıntılı dökümünde, diğerlerine göre gerek konuşulan ülkeler ve telefon numaraları, gerekse konuşma saatleri yönünden dikkat çekici bir durumun varlığı da yadsınamaz.
Mahkemenin hükmüne esas aldığı bilirkişi raporunda, davacının bu nitelikteki konuşmaları, özellikle konuşmanın yapıldığı gün ve saatler ile ülkeler itibariyle, teknik olarak mümkün bulunup bulunmadığı, mümkün değil ise nedenleri konusunda açıklayıcı kabul edilebilir nitelikte bir görüşte bildirilmemiştir. Öyle ise, mahkemece bu konularda uzman, gerçekten işin tekniğine vakıf kişiler arasından seçilecek bir bilirkişi kurulu marifetiyle telefon ve sim kartı sahibi kişinin bilgi ve onamı olmaksızın teknik olarak davaya konu faturalar ve dayanağı olan belgelerde belirtilen şekil ve tarzda konuşma yapılıp yapılamayacağı, yapılamayacak ise bu nitelikteki bir görüşmenin yine teknik olarak hangi koşullar altında gerçekleşeceği, dayanaklarını gösterir Yargıtay ve taraf denetimine elverişli olacak tarzda raporla belirlenmeli, bunun sonucuna uygun olarak davacının sorumluluğunu kaldıran veya sorumluluğunu gerektiren hususlar belirlenerek bir karar verilmelidir.
Mahkemenin yetersiz ve konusunda uzman olmadığı anlaşılan yetersiz, yüzeysel incelemeye dayalı bilirkişi raporu esas alınarak yazılı şeklide hüküm kurulmuş olması usul ve kanuna aykırıdır. Bozma nedenidir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenle temyiz olunan kararın davalı yararına BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 10.05.2001 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy