(1086 S. K. m. 417, 423)
Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde taraflar avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü:
Davacı, davalılarla inşaat ortaklığı hususunda anlaştıklarını, inşaatın bitirilip ortaklığın kendiliğinden sona erdiğini, anlaşma gereği verilmesi gereken dairenin başkasına satılıp devredildiği öne sürerek, adi ortaklığın fesih ve tasfiyesine, dairenin teslimine, mümkün olmadığı takdirde saptanacak değerden şimdilik 150.000.000 TL. nin tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalılar, davacının inşaat masraflarına katılmadığını bildirerek davanın reddini dilemişlerdir.
Davalı Hüseyin Safel karşı davasında inşaat masraflarından davacı payına düşen ve ödenmeyen 106.580.000 TL. olduğunu öne sürerek, fazlası saklı 10.000.000 TL. nin tahsilini istemiş bilahare Sulh Hukuk Mahkemesinde 96.580.000 TL. lik ek dava açmış; bu dava ile birleştirilmiştir.
Mahkemece asıl ve karşılık davaların kabulüne, ortaklığın fesih ve tasfiyesine, 123.581.160 TL. nin davalılardan tahsiline karar verilmiş tarafların temyizi üzerine dairemizce davacının tüm temyiz itirazlarının reddine davalının temyiz itirazları yönünden ise dairenin üçüncü şahsa satıldığı (16.10.1990) tarihi yerine, dava tarihindeki değerinin esas alınmasının doğru olmadığı gerekçesiyle hüküm bozulmuş; Mahkemece bozmaya uyularak, 1997/208 sayılı dosyada verilen 1993/384 esas, 8.5.1996 tarihli karara karşı davacının temyiz itirazları red edildiğinden bu konuda yeniden karar verilmesine yer olmadığına ve birleşen 1997/176 sayılı 6. Sulh Hukuk Hakimliğinin dosyasında davacının davayı takipsiz bırakması nedeniyle HUMK. 409/5 maddesi uyarınca açılmamış sayılmasına karar verilmiştir. Hüküm davacı ile davalılar Hakkı ve Fatma Demirel tarafından temyiz edilmiştir.
1 - Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve bozmanın şümulü dışında kalarak kesinleşmiş olan cihetlere ait temyiz itirazlarının incelenmesi artık mümkün bulunmamasına göre davacının diğer temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2- Hükmüne uyulan Dairemiz Bozma kararında ortaklığa ait olup, davacıya isabet ettiği öne sürülen dairenin dava tarihindeki değerinin değil, ifanın imkansızlaştığı tarihteki değerin esas alınarak bir karar verilmesi gerektiğine değinilmiştir. Mahkemece yapılan uygulama sonucu ifanın imkansızlaştığı tarih itibariyle bu daire değeri 48.448.266 TL. olarak saptanmıştır. Önceki kararla belirlenen davalıların birleşen davası ile talep ettikleri davacının adi ortaklık hukuki ilişkisi nedeniyle ödemesi gereken gider miktarı 106.580.000 TL. olarak saptanmış; asıl davanın davacısının bu yöne ilişkin temyiz itirazları Dairemizce reddedilerek, asıl davanın davacısının adi ortaklığa yapılan giderlerden dolayı ödemesi gereken borç miktarı bu şekliyle 106,580.000 TL. olarak kesinleşmiştir. Adi ortaklığın fesih ve tasfiyesinde davacının diğer ortaklara ödemesi gereken borç miktarı da gözetildiğine davacının tasfiye sonucunda alması gereken 48.448.266 TL. borcun da daha fazla olduğu için asıl davanın davacısının davasının bu durumda reddine karar verilmesi gerekirken, Dairemiz bozma ilamını nitelendirmede yanılgıya düşülerek bu konuda karar verilmesine yer olmadığı şeklinde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
3- Mahkemece taraflar lehine hüküm altına alınan vekalet ücretlerinin hangi esaslara uyularak tayin ve tesbit edildiğine ilişkin kararda bir açıklık bulunmamaktadır. Taraflar yararına takdir ve tesbit edilecek vekalet ücreti, davadaki sonuçlara göre dava tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi hükümleri gözetilerek belirlenir. Davacı davası reddedilmesi gerektiğine göre asıl davanın davalıları yararına dava tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi hükümlerine göre vekalet ücreti takdir ve tesbit edilmesi gerekirken yazılı şekilde vekalet ücretine hükmedilmiş olması ve ayrıca birleşen davanın açılmamış sayılması esasından hareketle, bu davada davalı konumunda bulunan davacı lehine de yine o davanın dava tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret tarifesine göre ücret takdiri gerekirken, yazılı şekilde vekalet ücreti takdir edilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
Sonuç: Birinci bent gereğince davacının diğer temyiz itirazlarının reddine, temyiz olunan kararın ikinci bendde açıklanan nedenle davalılar, üçüncü bent gereğince davacı ve davalılar yararına BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 17.05.2001 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy