(2004 S. K. m. 67, 67/2)
Dava: Taraflar arasındaki iptal davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
Karar: Davacı, davalılar hakkında kira borçlarını ödememeleri sebebiyle icra takibi yaptığını, ancak davalıların icra takibine haksız bir şekilde itiraz ettiklerini ileri sürerek icra takibine vaki itirazın iptalini ve icra inkar tazminatının tahsilini istemiştir.
Davalılar, davalı ..... Ahşap ve Metal Sanayi Ticaret Ltd. Şti.nin kiracı, diğer davalıların ise kefil olduklarını, 1997 yılı aralık ayında kiralananı su basması sonucu kira sözleşmesinin haklı nedenlerle feshedildiğini ve anahtarın davacıya teslim edildiğini savunmuşlar ve davanın reddini dilemişlerdir.
Mahkemece, kiralananı su bastığı ve elektriklerin kesildiği, anahtarların davacı tarafından teslim alındığı ve davalı kiracının sadece Aralık 1997 kirasından sorumlu olacağı gerekçesiyle itirazın 120.000.000 TL üzerinden iptaline, işin yargılamayı gerektirmesi nedeniyle icra inkar tazminatı isteği ile fazla istemlerin reddine karar verilmiş; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
1- Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davacının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2- İİK. nun 67. maddesinin 2. fıkrası hükmünce, icra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için borçlunun takip sırasında ödeme emrine itiraz etmesi ve alacaklının icra hakimliğine başvurmadan alacağını mahkemede dava ederek haklı çıkması yasal koşullardandır. Burada borçlunun kötü niyetli itiraz etmiş bulunması yasal koşullardan değildir. İcra inkar tazminatı, aleyhinde yapılan icra kovuşturmasına itiraz eden ve işin çabuk bitirilmesine engel olan borçluya karşı konulmuş bir yaptırımdır.
Bunlardan ayrı alacağın likit ve belli olması gerekir. Daha geniş bir açıklama ile borçlu tarafından alacağın gerçek miktarı belli, sabit veya belirlenmek için bütün unsurlar bilinmekte veya bilinmesi gerekmekte, böylece borçlu tarafından tahkik ve tayin edilmesi mümkün nitelikte olması yeterlidir.
Borçlu yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda ise alacağın likit ve muayyen olduğunun kabulü zorunludur. Öte yandan alacağın muhakkak bir belgeye bağlı olması da şart değildir.
Açıklanan yasal kuralların ışığında takip konusu alacak değerlendirildiğinde icra inkar tazminatına hükmedilmesi gerekir. Mahkemece yanlış değerlendirme sonucu bu istemin reddine karar verilmesi usule ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
Ne var ki bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden kararın düzeltilerek onanması usulün 438/7. maddesi gereğidir.
Sonuç: Yukarıda 1 numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacının diğer temyiz itirazlarının reddine, 2 numaralı bent gereğince mahkeme kararının hüküm bölümünün ikinci bendinin karardan tümüyle çıkarılarak yerine ikinci bent olarak aynen (hüküm altına alınan 120.000.000 TL. nın %40'ı oranındaki 48.000.000 TL icra inkar tazminatının davalılardan alınarak davacıya verilmesine) sözlerinin ve rakamlarının yazılmasına, hükmün bu değiştirilmiş ve düzeltilmiş şekliyle ONANMASINA, peşin harcın onama harcından çıkartılmasıyla arta kalan 1.160.000 liranın temyiz edenden alınmasına, 12.02.2001 gününde oybirliği ile verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy