(2886 S. K. m. 66) (818 S. K. m. 106) (1086 S. K. m. 283)
Dava: Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
Karar: Davacı, bazı askeri birlik ve kurumların ihtiyacı için açılan ihaleyi davalının kazandığını ve davalıyla sözleşme imzalandığını, ancak davalının taahhüdünü yerine getirmemesi nedeniyle sözleşmenin feshedildiğini ve ikinci kez ihale yapmak zorunda kaldıklarını, iki ihale arasındaki fiyat farkının 4.602.300.000 TL olduğunu ileri sürerek 4.602.300.000 TL kaçırılan fırsat zararı ve 287.385.000 TL. da gecikme cezası olmak üzere toplam 4.889.685.000 TL. nın davalıdan faiziyle birlikte tahsilini istemiştir.
Davalı, ilk ihale ile ikinci ihale arasındaki farkın talep edilemeyeceğini savunmuş ve davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece; ilk ihale ile ikinci ihale arasında oluşan farktan davalının sorumlu olduğunu, cezai şartın ifaya bağlı olması ve sözleşmenin feshedilmesi nedeniyle gecikme cezası istenemeyeceği gerekçesiyle iki ihale arasındaki fark tutarı 4.340.250.000 TL. nin davalıdan tahsiline, fazla istemin reddine verilmiş; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Taraflar arasında düzenlenen ihale sözleşmesi ve eki şartnamede ihale süresinin sonunda 10 günlük cezalı süre öngörülmüş ve bu cezalı süre içinde de malın teslim edilmemesi halinde sözleşmenin 2886 sayılı yasada öngörülen süreli ihtarı müteakip feshedileceği hükme bağlanmıştır. Davacı bir kamu kurumu olup o nedenle de davaya konu hukuki işlemi kamu hizmetinin ifası amacıyla yaptığında duraksanmamalıdır. Taraflar arasındaki sözleşme 2886 sayılı yasa hükümlerine göre kurulduğu için Borçlar Kanununun 106. maddesinde açıklandığı gibi sözleşmenin ifasında temerrüde düşen davalı için davacının sözleşmenin feshini istemekten başka bir seçimlik hakkı bulunmamaktadır. Davacı yaptığı sözleşme ile davalıya 10 günlük süre içerisinde cezalı olarak mal teslim etme olanağını tanımış, buna karşın bu süre geçmeden sözleşmeyi feshedememe yükümlülüğünü de üstlenmiştir. Fesih için davacı bu cezalı süreyi beklemek ve dolayısıyla da kamu hizmetini bu kadar süre geciktirmek durumundadır. Şu durumda taraflar arasında kararlaştırılan cezanın 2886 sayılı yasanın amacına uygun bir kararlaştırma olduğunu, olayda Borçlar Kanununun seçimlik ceza ve ifaya eklenen ceza hükümlerinin uygulama yeri olmadığının kabulü gerekir. Açıklanan bu durum karşısında davacı 10 günlük bekleme süresi için öngörülen cezalı süreyle sınırlı olmak üzere sonradan sözleşmeyi feshetmiş olsa dahi ceza isteyebilir. Mahkemece bu konuda bilirkişilerden ek rapor alınarak sonucuna uygun bir karar verilmesi gerekirken somut olayın özelliğine uygun düşmeyen bilirkişi düşüncesi benimsenerek yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır, bozmayı gerektirir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle, temyiz olunan hükmün davacı yararına BOZULMASINA, 12.02.2001 gününde oybirliği ile verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy