(1086 S. K. m. 175, 177, 409)
Dava: Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
Karar: Davacı, davalı tarafından 3 adet kaynak suyunun kiralanması amacı ile yapılan ihale sonucu, ihalenin dava dışı şirket üzerinde kaldığı, bu şirketin ödeme güçlüğüne düşmesi üzerine davalının onayı ile aralarındaki kira sözleşmesini devir aldığını, tüm yükümlülerini yerine getirdiği halde idarenin haksız biçimde kira sözleşmesini feshettiğini, bunun sonucunda uğradığı zarar ile mahrum kaldığı kar bedellerinin fazlaya ait hakları saklı kalmak kaydıyla reeskont faiziyle birlikte davalıdan tahsilini istemiştir.
Davalı, kaynakların bulunduğu mahallin civar köylerin su ihtiyacını karşılayan baraj su toplama havzasında kaldığını, suyun kullanılması sonucu baraj sularında önemli ölçüde azalma meydana geldiğini, bu nedenle sözleşmeyi haklı nedenle feshettiklerini bildirerek davanın reddini istemiştir.
Yargılama aşamasında davacı vekilinin duruşmaya gelmemesi üzerine dava 18.5.2000 tarihinde işlemden kaldırılmış 1.9.2000 tarihinde ise davanın açılmamış sayılmasına karar verilmiştir.
Davacı vekili 8.9.2000 günlü dilekçesi ile HUMK. nun 409 maddesi gereğince 3 aylık sürenin adli tatil içerisinde sona erdiğini aynı yasanın 177. maddesi hükümlerine göre yeniden harç tahakkuk ettirilerek davanın kaldığı yerden devamını istemiş, Yerel Mahkemece HUMK. nun 177. maddesindeki 7 günlük sürenin, zamanaşımı veya hak düşürücü sürelerde uygulanamayacağı gerekçesi ile yenileme isteminin reddine karar verilmiş; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Taraflar arasındaki uyuşmazlık kira sözleşmesinin süresinden önce fesh edilmesi sonucu uğranılan zarar ziyan ile mahrum kalınan kar kaybına ilişkin olup, dava konusunun değeri itibariyle Asliye Hukuk Mahkemesinin görevinde kalmaktadır. HUMK. nun 175. maddesi mahkemelerin Temmuz ayının 20den Eylül ayının 5ine kadar tatil olduğunu belirlemiştir. 176. maddede ise hangi davaların adli tatilde görüleceği açıklanmış olup, bu maddenin tanımlamasına göre eldeki davanın adli tatilde görülme olanağı da bulunmamaktadır. Keza aynı yasanın 177. maddesi Bu kanunun tayin ettiği mühletlerin bitmesi tatil zamanına tesadüf ederse bu mühletler ayrıca bir karar vermeye lüzum olmaksızın tatilin bittiği günden itibaren 7 gün uzatılmış addolunur hükmünü getirmiştir. Yasanın 409. maddesi 177. maddesinde geçen bu kanunun sözcüğünün kapsamı içerisinde kalmaktadır. Yasaca açıklanan bu süre zamanaşımı süresi olmadığı gibi hak düşürücü süre de değildir. Yerel mahkemenin sözünü ettiği zamanaşımı veya hak düşürücü süreler HUMK. da düzenlenmediği için aynı yasanın 177. maddesinin kapsamı dışında kalır. Somut olayda dava 18.5.2000 tarihinde davacının gelmemesi üzerine işlemden kaldırıldığından 409 maddesinde tanımlanan 3 aylık sürenin bitimi adli tatil süresi içinde ve 18.8.2000 tarihinde sona erer. Ancak süre adli tatil içerisinde sona erdiğinden HUMK 177. maddesi hükmüne göre adli tatilin bitiği günden itibaren 7 gün süre uzatılmış addolunur. Davacı, 8.9.2000 tarihinde davayı yenilediğine göre yasanın 177. maddesi hükümleri gözetilerek işlem yapılıp harçları alındıktan sonra, yenileme dilekçesinin kabulü ile taraflara çağrı kağıdının tebliği ve yargılamanın kaldığı yerden yürütülmesi gerekir. Değinilen bu yönler göz ardı edilerek HUMK. nun koyduğu sürenin yanlış nitelendirmesi sonucu yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalının temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, bozma sebebine göre diğer temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, 23.02.2001 gününde oybirliği ile verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy