(2004 S. K. m. 72) (818 S. K. m. 44, 96, 98)
Dava: Taraflar arasındaki olumsuz saptama davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
Karar: Davacı, abonesi olduğu telefonun geçici olarak konuşmaya kapatılması için 16.8.1999 tarihli dilekçe verdiğini, bu tarihten sonra telefonu hiç kullanmadığı halde 655.770.000 TL borcu olduğuna dair fatura gönderildiğini, yaptığı incelemede bu borcun telefonun geçici olarak konuşmaya kapatılmasını, istediği dönemden sonraya ait olduğunun anlaşıldığını belirterek 655.770.000 TL borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini istemiştir.
Davalı, davacı ile 16.4.1999 tarihli abonman sözleşmesi imzalandığını, davacının 16.9.1999 tarihinde telefonun konuşmaya kapanması için dilekçe vermesi üzerine, telefonun konuşmaya kapatıldığını, ancak aynı gün davaya konu telefonun borçlarının ödenmesi üzerine telefonun otomatik olarak konuşmaya açıldığını, telefon faturalarının düzenli olarak sözleşmedeki adrese gönderilmesine rağmen itiraz edilmediğini, talep edilen alacağın bir kısmının telefonun konuşmaya kapatılmasından önceki döneme ait olduğunu, davacının telefon hizmetinden faydalandığını belirterek davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, 16.8.1999 tarihli dilekçe ile telefonun konuşmaya kapatılmasının istenilmesi üzerine, telefonun konuşmaya kapatıldığı, davacının telefonun bulunduğu, evde hiç oturmadığı talep olmadan telefonun konuşmaya açıldığı, bu durumda davalının ancak konuşmayı yapan kişiden talepte bulunabileceğini belirterek davanın kabulüne karar verilmiş; hüküm, davacı tarafça temyiz edilmiştir.
Taraflar arasında 16.4.1999 tarihli telefon abonman sözleşmesi yapıldığı, davacının 16.8.1999 tarihli talebi ile telefonun geçici olarak konuşmaya kapatılmasını istediği, davalının aynı gün telefonu geçici olarak konuşmaya kapattığı konusunda uyuşmazlık yoktur. Ancak aynı gün, davacı abonenin talebi ve muvafakatı olmaksızın telefon davalı tarafça konuşmaya açılmıştır. Telefonun geçici olarak konuşmaya kapatılmasının amacı, abonenin onayı olmadan telefon görüşmesi yapılmasını önlemektir. Davalı telefonu görüşmeye açmakla davacının bu amacının gerçekleşmesini engellemiştir.
Ne var ki davalı, telefonun geçici olarak konuşmaya kapatılmasından sonraki dönemler için düzenlenen faturaların, davacının sözleşmedeki adresine gönderildiğini, davalının bu faturalara itirazda bulunmadığını savunmuştur. Davacının da telefon aboneliğinin tesis edildiği adreste oturmadığı dosya içeriğinden anlaşılmaktadır. Abone sözleşmesinin 2 nci maddesi abonenin bildirilen adresine yapılacak tebligat kendisine yapılmış sayılır. Abonenin adreste yapacağı değişiklikleri yazı ile bildirmemesi halinde yeni adrese tebligat yapılmamasından, Türk Telekom sorumluluk kabul etmez hükmünü getirmiştir. Davalının 23.6.2000 tarihli cevap dilekçesi ekinde sunduğu, abonenin aylar itibariyle borcunu gösteren cetvelde Ağustos 1999'dan Mayıs 2000 tarihine kadar görüşmeler yaptığı anlaşılmaktadır. Bu görüşmelerle ilgili davacıya bilinen adresine faturalar gönderildiği ve iadeli taahhütlü mektupla bildirimlerde bulunulduğuna ilişkin davalı iddiasına karşı çıkılmamıştır. Davacı, telefonun geçici olarak konuşmaya kapatılması talebi olduğunu bu nedenle konuşma ücreti tahakkuk ettirilemeyeceğini bildirip itirazda bulunmayarak, telefonun görüşmeye açık tutulmasında kusurlu davranmıştır.
Öte yandan, davalı uyuşmazlık konusu ücretin bir kısmının telefonun konuşmaya kapatılması talebinden önceki döneme ait olduğunu savunmuş, cevap dilekçesi ekinde bulunan aylık konuşma cetvelinde de Ağustos 1999 ayına ait 42.160.000 TL konuşma ücreti bulunduğu görülmüştür. Mahkemece bu savunma üzerinde yeterince araştırma yapmamıştır.
Hal böyle olunca, davacının telefonun görüşmelere kapatılması talebine rağmen davalı tarafça telefonun görüşmelere açık tutulmasından dolayı meydana gelen zarardan davalı B.K 96. maddesi uyarınca sorumludur. Ne var ki B.K. 98. maddesi delaletiyle aynı yasanın 44. maddesinin 1. fıkrası hükmüne göre, zarara uğrayan, zarar doğuran eyleme razı olmuş veya kendisinin sebep olduğu hal ve şartlar zararın meydana gelmesine etki yapmış veya tazminat ödenmesinin durumunu diğer bir surette ağırlaştırmış ise hakim tazminat miktarını hafifletebilir. Şu durum karşısında davaya konu olayda B.K. 44. maddesinin uygulanması açısından olayın somutlaştırılması, davacının durumuna göre veya davacının açıklamaları da saptanıp, kanıtları alınarak, buna davalının da karşı görüş ve kanıtları istenerek, olayın özelliği netleştirilmeli ve B.K. 44. maddesinin uygulanmasına etki yapacak sübjektif nedenler belirlenip değerlendirilmeli, 16.8.1999 tarihinden önceki döneme ait konuşma ücreti bulunup bulunmadığı ile dava konusu döneme ait sabit ücret araştırılmalı, hasıl olacak uygun sonuç çerçevesinde hal ve nesafet kuralları da nazara alınarak, davacının kapatma istediği tarihten sonra tahakkuk eden miktardan indirim yapılarak bir karar verilmelidir.
Mahkemece bu yönler gözardı edilerek hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
Sonuç: Davalı tarafın temyiz itirazlarının kabulü ile kararın yukarıda yazılı nedenlerle davalı yararına BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 01.10.2001 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy