(818 S. K. m. 61) (743 S. K. m. 908)
Dava: Taraflar arasındaki tapu iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü :
Karar: Davacı, adına tapuda kayıtlı taşınmazın üzerine üç katlı bina yaptığını, davalıların muris muvazaasına dayanarak açtıkları dava sonucu tapusunun iptal edildiğini, bu arada belediyeden imar izni alındığından mahkemenin ve tarafların muvafakati ile 4 katı çıktığını, bina değerinin arsa değerinden fazla olduğunu ileri sürerek arsa değerinin tazminine karar verilmesini, birleşen dava ile de davalılar lehine sebepsiz zenginleşme olduğundan 40.000.000.000 TL.nin dava tarihinden ticari faizi ile tahsilini talep etmiştir.
Davalılar açtıkları tapu iptali tescil davası sonucu davacıya düşen bağımsız bölümlerin adlarına tesciline karar verilip, kesinleştiğini savunarak davanın reddini dilemişlerdir.
Mahkemece asıl davanın reddine, birleşen davada muvazaalı işlemin tarafı olması nedeni ile kötü niyetli olduğu gözetilerek üçüncü kata kadar bölümler için davacının davasının reddine, 4. kat için ancak asgari levazım bedelini talep edebileceğine dayanılarak 4.572.273.420 TL.nin dava tarihinden faizi ile davalılardan tahsiline karar verilmiş; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davacının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2-Davacının muvazaalı olarak dedesinden aldığı taşınmazın yarısını üçüncü şahsa sattığı ve bu şahısla ortaklaşa olarak taşınmazın tümü üzerine üç katlı bina yaptığı, açılan tapu iptali tescil davasında mahkeme ve tarafların rızası ile 4. katı çıktığı sabittir. Mahkemenin kabulünde olduğu gibi muvazaa nedeniyle açılan tapu iptal tescil davasının kabulü karşısında davacının kötü niyetli olduğu hususu da tartışmasızdır.
Davaya konu edilen taşınmazın üzerindeki 1., 2. ve 3. katların davacı tarafından inşa edildiği yerel mahkemece kabul edildiği halde, taşınmazın 1/2 payının davacı tarafından dava dışı 3. kişiye satılan arsa payı karşılığı olduğu kabul edilerek, davacının bunlara ilişkin davasının reddine karar verildiği anlaşılmaktadır. Dava B.K.nu 61 ve sonraki maddelerinde düzenlenen sebepsiz zenginleşmeden kaynaklanmaktadır. Davacı adına kayıtlı taşınmazın tapu kaydının iptali ve davalılar adına tescili ile davacının yapmış olduğu zaruri masraflar kadar davalıların sebepsiz zenginleştiklerinin kabulünü gerekir. Eldeki dava ise bu zenginleşme bedelinin istirdadına ilişkin olduğuna göre, mahkemenin yukarıda açıklanan gerekçesi anılan yasa maddeleri karşısında hukuki dayanaktan yoksundur. Somut olayda davacının kötü niyetli olduğu tartışmasızdır. Buna göre, kötü niyetli zilyet ancak M.K.nun 908. maddesi hükümlerine göre yapılan imalatların işçilik dışındaki asgari levazım bedelinden iptal edilen payı 1/2 oranında istirdadına talep hakkı verir. Mahkemece değinilen bu yönler üzerinde durularak davacının 1., 2. ve 3. katlar için yaptığı zaruri giderlerden, işçilik hariç asgari levazım bedellerinin taraf ve yargı denetimine elverecek şekilde uzman bilirkişi raporu ile belirlenerek miktarın 1/2 oranında davacı payına karar verilmesi gerekir. Açıklanan bu yönlerin gözardı edilerek yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
Sonuç: Yukarıda 1. bentte açıklanan nedenlerle davacının sair temyiz itirazlarının reddine, 2. bent gereği temyiz edilen hükmün davacı yararına BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 27.9.2001 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy