(7201 S. K. m. 21) (Tebligat Tüzüğü m. 28)
Dava: Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
Karar: Davacı, 507 parselde kayıtlı taşınmaz üzerinde inşa edilecek bina için kurulan Özel Yapı Ortaklığına 16.1.1996 tarihli sözleşme ile üye olduğunu, davalının sözleşme ile yüklendiği edimini tam olarak yerine getirmediğini, inşaatta hatalı imalat ile proje dışı değişikliklerde bulunduğunu, bu nedenle binanın değer kaybına uğradığını ileri sürerek, proje ve sözleşme dışı tüm yapıların yıkılıp eski hale getirilmesini ve 1.868.020.000 TL. nin ticari reeskont faizi ile birlikte davalıdan alınmasını istemiştir.
Davalı, davaya cevap vermemiştir.
Mahkemece, 800.000.000 TL. nin yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine verilmiş; hüküm, davalı tarafından temyiz edilmiştir.
1- Dava dilekçesinin, davalıya 7201 sayılı kanunun 21. maddesi uyarınca tebliğ edilmek istendiği anlaşılmaktadır. Ancak bunun, gerek 7201 sayılı kanunun 21. maddesi ve gerek tebligat tüzüğünün 28. maddesinde belirtildiği şekilde yapılmadığı saptanmıştır. Anılan kanunun 21. maddesine göre kendisine tebliğ yapılacak kimse gösterilen adreste bulunmaz veya tebellüğden çekinirse, tebliğ memuru tebliğ olunacak evrakı o yerin muhtar veya ihtiyar heyeti azasından birine veyahut zabıta amir veya memuruna imza karşılığında teslim eder ve tesellüm edenin adresini ihtiva eden ihbarnameyi gösterilen adresteki binanın kapısına yapıştırmakla beraber, tebliğ olunacak şahsa keyfiyetin haber verilmesini de mümkün oldukça en yakın komşularından birine, varsa yönetici veya kapıcıya da bildirir. İhbarnamenin kapıya yapıştırıldığı tarih tebliğ tarihi sayılır. Tebligat tüzüğünün 28. maddesinin 1. fıkrası uyarınca tebliğ memurunun muhatabın adreste bulunmama sebebini bilmesi muhtemel olan komşusu, kapıcı kimselerden veya o yerin muhtar veya ihtiyar kurulu üyelerinden veyahut zabıta amir veya memurlarından soruşturularak, vaki olacak beyanı tebliğ mazbatasına yazıp altını imzalatması, imzadan çekinmeleri halinde bu durumu yazarak imzalaması gerekir. Yine anılan tüzüğün 28. maddesinin son fıkrasına göre, muhatap ve onun yerine tebligat yapılacak kimseler o adreste bulundukları halde, tebliğin yapılacağı sırada orada mevcut değillerse 30. maddeye göre muamele yapılır. Bahse konu 30. maddeye göre ise tebliğ memuru, tebliğ olunacak evrakı, o yerin muhtar veya ihtiyar heyeti veya meclisi azasından birine veyahut zabıta amir veya memuruna imza mukabilinde teslim eder. Dava dilekçesinin, davalıya tebliğine ilişkin tebligat parçasının arkasındaki yazı incelendiğinde, muhatabın yazılı adreste tebliğ yapılacağı sırada orada bulunmama nedeninin belirtilmediği görülmektedir. Bu durumda tebliğ işlemi kanun ve tüzük hükümlerine uygun yapılmamıştır. Bu durumda, geçersiz tebligat nedeniyle davalının savunma hakkının kısıtlandığı gözetilerek hükmün bozulması gerekmiştir.
2- Bozma nedenine göre davalının diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
Sonuç: Temyiz olunanın 1. bentte açıklanan nedenle davalı yararına BOZULMASINA, 2. bentte açıklanan nedenle davalının diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, peşin harcın istek halinde iadesine, 15.02.2001 gününde oybirliği ile verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy