(818 S. K. m. 163)
Dava: Taraflar arasındaki meni müdahale davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalılar avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
Karar: Davacı, davalılardan M. Tekinmirza'ya ait taşınmazı satın aldığını, diğer davalı boşandığı eşi Anica'nın tahliye taahhüdü verdiğini, buna rağmen tahliye edilmediğini ileri sürerek müdahalenin men' i suretiyle tahliyeye, 2.000.000.000 TL ecrimisilin faizi ile müteselsilen tahsiline, 3.000.000.000 TL cezai şartın Anica' dan faizi ile ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Davalılar, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece müdahalenin men-ine taşınmazın boş teslimine, 01.0350.000.000 TL ecrimisilin müteselsilen 3.000.000.000 TL cezai şartın Anica' dan tahsiline karar verilmiş; hüküm, davalılar tarafından temyiz edilmiştir.
1- Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalıların aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2- Davacının satın aldığı taşınmazda davalıların bir süre oturmasına izin verdiği dosya içeriğinden anlaşılmaktadır. Davacı çekmiş olduğu 28.7.1999 tarihli ihtarı ile tahliye için 1 aylık süre vermiştir. İhtarnamenin tebliğ tarihine göre bu süre 1.9.1999'da dolmaktadır. Bu tarihten itibaren ecrimisile hükmedilmesi gerekir. Bu yön gözetilmeksizin, satım tarihinden itibaren ecrimisile hükmedilmesi usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
3- Hakimin aşırı gördüğü cezaları indirmekle görevli olduğu B.K.nun 161. maddesinin 3. fıkrasında apaçık belirtilmiştir.Kararlaştırılan ceza koşulunun aşırı olup olmadığını belirlemede başvurulması gereken ölçüt önem taşır. Şöyle ki, ceza koşulunun sözleşenler arasındaki ilişkiye uygun düşmeyecek ölçüde yüksek tutulması ve açıkça hakseverliğe aykırı bulunması durumunda, aşırılığın varlığı kabul edilmelidir. Böyle bir sonucun benimsenmesi için alacaklının asıl edimi yerine getirmesindeki çıkarı ile, ceza koşulu olarak saptanan miktar arasındaki oranın ve borçlunun borca aykırı davranmasındaki kusur derecesinin, borçlunun ekonomik durumunun göz önünde tutulması gerekir. Öte yandan alacaklının çıkarlarının hesabında, borçlunun ifa etmeme yüzünden sağlayacağı kazançlar da göz ardı edilmemelidir. Alacaklının uğradığı zararların kapsamı üzerinde de durulmalıdır. Aşırılığın belirlenmesinde,ceza koşulunun borcun yerine getirilmesi için, borçlu üzerinde ruhsal bir baskı yaptığı da gözetilmeli, böyle bir baskının ortadan kalkmasına yol açacak biçimde indirimden kaçınılmalıdır.
Açıklanan hususlar nazara alındığında, işin niteliğine, sözleşmenin konusuna ve tarafların sıfatına göre gerek sözleşmede kararlaştırılan ve gerekse mahkemece hükmedilen cezai şart fahiştir. Mahkemece bu koşullar gözetilerek cezai şarttan indirim yapılması ve ortaya çıkacak sonuca göre hüküm kurulması gerekir. Bu yönün gözetilmemesi usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
Sonuç: Yukarıda birinci bent gereğince diğer temyiz itirazlarının reddine, ikinci ve üçüncü bentte açıklanan nedenlerle, hüküm davalılar yararına BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 25.10.2001 gününde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy