(6570 S. K. m. 12)
Dava: Taraflar arasındaki tesbit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatı tarafından duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davacı vekili avukat ...ile davalı vekili avukat ...un gelmiş olmalarıyla duruşmaya başlanılmış ve hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra karar için başka güne bırakılmıştı. Bu kez temyiz dilekçesinin süresinde olduğu saptanarak dosya incelendi, gereği düşünüldü.
Karar: Davacı, davalı vakıf tarafından 4331 sayılı kanun gereğince aylık 350.000.000 TL. üzerinden kira sözleşmesi yapılmasının ihtar edildiğini bu bedeli devdi mahalline yatırdığını, ancak kanun Anayasa Mahkemesince iptal edildiğinden fuzuli şagil sayılmadığının tesbitine karar verilmesini istemiştir.
Davalı, davacının yeni kira sözleşmesi yapmadığını bu nedenle davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece davanın reddine karar verilmiş; hüküm davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı 15.5.1998 tarihli ihtarı ile davalının tebliğ ettiği koşullarla kira sözleşmesi yapmaya hazır olduğunu bildirmiştir. Ancak 27.4.1998 tarihinden itibaren 30 günlük süre içerisinde kira bedelinin indirilmesi konusunda bir dava açmamıştır. 27.4.1998 tarihi itibariyle taraflar arasında mevcut olan önceki kira sözleşmesi sona ermiş ise de davacının kiracılık sıfatı 30 günlük süre ile sınırlı olmak üzere askıda bırakılmıştır. Davacı bu süre içerisinde idarenin bildirdiği değer üzerinden kira sözleşmesi yapmak veya kira bedelinin tenzili konusunda dava açmak ve bu kararın kesinleşmesinden itibaren 30 gün içinde kira sözleşmesi yapmak durumundadır. 27.4.1998 tarihinden itibaren 30 günlük süre içinde sözleşme yapmamış veya kira bedelinin tenzili konusunda da dava açmamış ise şagil sayılır. Somut olayda davacı 30 günlük süre içinde kira sözleşmesi yapmaya hazır olduğunu davalıya bildirmiş, davalı ise bu halde yasal olarak davacı ile sözleşme yapmak mecburiyetinde olmasına karşın onarım yapılacağı gerekçesi ile sözleşme yapmaktan kaçınmıştır. Davalının böyle bir gerekçe ile sözleşme yapmaktan kaçınmaya hakkı yoktur. Davacıya yapılan teklifi ile bağlıdır. Davacı tarafından bu teklif kabul edildiğine göre taraflar arasında yeni bir kira ilişkisi kurulmuştur. Davacı bu kira ilişkisi nedeniyle kiralananda kiracıdır. 27.4.1998 tarihi itibariyle kanunen sona eren kira akdi nedeniyle kiracılığı söz konusu olamaz. Anayasa Mahkemesinin yürürlüğün durdurulması ve iptaline ilişkin kararı da bu olayda geriye etkili değildir. Şu durumda mahkemece davalı idare tarafından davacıya bildirilen bedel üzerinden taraflar arasında yeni bir kira akdinin oluştuğu kabul edilerek buna göre davacının kiracılığının ve fuzuli şagil olmadığının tesbitine karar verilmesi gerekirken aksine düşüncelerle davanın reddi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz olunan hükmün davacı yararına BOZULMASINA, 65.000.000 lira duruşma avukatlık parasının davacıdan alınarak davalıya ödenmesine, peşin harcın istek halinde iadesine, 06.11.2001 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy