(1086 S. K. m. 288, 289, 290)
Dava: Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün davalı avukatı tarafından duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davalı vekili avukat ...gelmiş davacı adına gelen olmadığından onun yokluğunda duruşmaya başlanılmış ve hazır bulunan avukatın sözlü açıklaması dinlenildikten sonra karar için başka güne bırakılmıştı. Bu kez temyiz dilekçesinin süresinde olduğu saptanarak dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
Karar: Davacı, davalı şirket ile aralarında emtia alımı ve borçlanma suretiyle iş ilişkisi bulunduğunu, davalı şirkete daha önce teminat olarak verdiği bononun davalı tarafından 500.000.000 TL olarak icra takibine konulduğunu, icra takibinin kesinleşmesi sonucu icra dosyasına 982.000.000 TL ödemede bulunduğunu ileri sürerek haksız ve yersiz olarak ödediği 982.000.000 TL. nın faiziyle beraber tahsilini istemiştir.
Davalı, davacının icra takibinin kesinleşmesi sonucu ödeme taahhüdünde bulunduğunu ve o aşamada herhangi bir itirazda bulunmadığını savunarak davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, davacının icra dosyasına zorunlu olarak yatırdığı meblağ karşılığında mal aldığına dair davalı şirketin kayıtlarında bir belirlemenin bulunmadığı, davacının bonoyu teminat olarak verdiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile 974.502.000 TL. nın faiziyle beraber davalı şirketten tahsiline karar verilmiş; hüküm, davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı tarafından davalıya keşide edilen 18.7.1997 tanzim, 1.10.1997 vade tarihli ve 500.000.000 TL bedelli senedin boş teminat olarak davalıya verildiği iddia edilmektedir. Davalı ise senedin mücerret borç ikrarını içeren belge olduğunu ve davacının icra takibinde borcu kabul edip ödeme taahhüdünde bulunduğunu, bu beyanın davacıyı bağlayacağını bildirip davanın reddini dilemiştir. Davaya konu olan senet bedeli malen ahzolunmuştur kaydını içermekte olup davalı tarafından talilde edilmemiştir. Bu durum karşısında senedin teminat senedi olduğunu kanıtlama yükü davacıya aittir. Müddeabihin miktarı itibariyle HUMK. nun 288, 289 ve 290. maddeleri uyarınca olayda tanıkta dinlenemez. Bu itibarla davacının davasını yasal delillerle kanıtladığını kabule olanak yoktur. Mahkemece değinilen bu yönler gözardı edilerek davanın reddi yerine yazılı şekilde kısmen kabulüne karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle, temyiz olunan hükmün davalı yararına BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 97.500.000 lira duruşma avukatlık parasının davacıdan alınarak davalıya ödenmesine, 12.11.2001 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy