(818 S. K. m. 198)
Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne ve kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün davalı avukatınca duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davacı vekili avukat O.Canaz geldi davalı taraftan kimse gelmemiş olduğundan onun yokluğunda duruşmaya başlanılmış ve hazır bulunan avukatın sözlü açıklaması dinlenildikten sonra karar için başka güne bırakılmıştı. Bu kez temyiz dilekçesinin süresinde olduğu saptanarak, dosya incelendi gereği düşünüldü.
Karar: Davacı, davalı yükleniciden 34 parsel sayılı taşınmaza inşa edilen daireyi 28.9.1994 tarihinde satın aldıktan 1 - 1,5 yıl sonra binada kayma ve çatlaklar oluştuğunu, 17.8.1999 tarihli deprem sonucunda kayma ve çatlakların arttığını yapılan tespit sonucu davalının kusurlu olup dairede oturmanın mümkün olmadığını ileri sürerek binanın rayiç bedeli olan 10.000.000.000 TL.nın 17.8.1998 tarihinden itibaren yasal faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiş,15.3.2001 tarihli celsede ise eski ayıp nedeniyle depremden dolayı meydana gelen hasarın giderilmesi bilirkişi raporunda belirtilen 6.636.000.000 TL. tamirat bedeline hükmedilmesini istemiştir.
Davalı, imalattan kaynaklanan kusurunun olmadığını,çatlamaların zeminin gözle görülemeyen alt tabakalarından meydana gelen kayma probleminden kaynaklandığını daha önce yaptırılan 1.10.1998 ve 15.10.1998 tarihli keşifler ve belediye tarafından düzenlenen 26.10.1998 tarihli rapordan dava açılıncaya kadar haberdar olmadığından davalının hasarın büyümesinde müterafik kusurunun olmadığını, zemin etüdü raporu veren jeomorfoloğun sorumlu olduğunu savunarak davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, meydana gelen hasarın gizli ayıp nedeniyle oluştuğundan ve satıcı davalının bu ayıplardan sorumlu olduğu, gerekçesiyle 6.636.000.000 TL.nın davalıdan faiziyle birlikte tahsiline karar verilmiş, hüküm davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Dava konu taşınmazının 28.9.1994 tarihinde davacının taşınmazda 1/10 hissesi var iken diğer hissedarlarla birlikte hisselerin 54/54 hisseye iblağından sonra 2/54 hisseyi davacının mülkiyetinde bırakıp 34/54 hissenin davalıya kat karşılığı satıldığı dosyadaki tapu kaydı içeriğinden anlaşılmaktadır. Davacı taşınmazı satın aldıktan 1 -1,5 yıl sonra kayma ve çatlakların çıktığını bildirmiştir. Bilgisine başvurulan 26.5.2000 tarihli uzman bilirkişi raporunda hasarın nedeninin binanın güneybatı yönündeki zamana bağlı yer değiştirmeler olup 17.8.1999 tarihli depremin yamaçtaki hareketler üzerinde ve binadaki mevcut çatlakların büyümesinde etkili olduğu 20.9.2000 tarihli ek raporda ise zemin etütleri yaptırmadığı proje dışı imalatlar yaptığı belirtilerek davalının %40 oranında kusurlu olduğu bildirilmiş ise de, davacı dava dilekçesi ile bu ayıpların satımdan 1-1,5 yıl sonra ortaya çıkıp zamanla arttığını belirtmiştir. BK nun 198 maddesi alıcının satıcının tekeffülü altında olan ayıpları tespit ettiği zaman bundan derhal satıcıyı ihbar etmesi gerektiği, duraksamaya yer verilmeyecek şekilde bildirilmiştir. Davaya konu olan ayıplar satışın yapıldığı tarihten kısa bir süre sonra ortaya çıktığına göre, bu ayıpları süresinde satıcı olan davalıya alıcının ihbar etmemesi satılanın bu ayıplarla beraber kabul edildiği anlamını taşır. Bu yasal hükümleri karşısında açılan davanın reddi yerine kabulüne karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz olunan kararın temyiz eden davalı yararına BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 04.12.2001 gününde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy