(2004 S. K. m. 72)
Dava: Taraflar arasındaki tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
Karar: Davacı, davalılardan aldığı bir adet düve karşılığında 600.000.000 TL bedelli bir senet düzenleyip davalı Cemil....ya verdiğini, ancak düvenin bakarkör çıktığını, akabinde davalılarla yaptığı protokolde düvenin satılması halinde senet bedelinin ödeneceğinin kararlaştırıldığını, düvenin halen satılmamasına rağmen davalı Cemilin senedi icra takibine verdiğini ileri sürerek davalılara borcu olmadığının tespitini istemiştir.
Davalılardan Cemil, davacının kendisinden aldığı düveye karşılık verdiği senedi ödemeyince icra takibi yaptığını, davacının ileri sürdüğü protokolle kendisinin alakası olmadığını savunmuş, davalı Süleymanda belgeyi davacının isteği üzerine okumadan imzaladığını, diğer davalı Cemille aralarında vekalet ilişkisi bulunmadığını savunarak davanın reddini dilemişlerdir.
Mahkemece, davacının ileri sürdüğü protokolün yapılan takiple ilgisinin bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine, davalı Cemil lehine % 40 inkar tazminatının davacıdan tahsiline karar verilmiş; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davacının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2-İcra ve İflas Kanununun 72. maddesi uyarınca menfi tespit davası açan borçlunun davasının reddedilmesi halinde davacı borçlu aleyhine inkar tazminatına hükmedilebilmesi için davacı borçlunun haksız olmasının yanısıra alacaklının alacağını geç almış bulunmaktan dolayı da zarara uğraması şarttır. Dava konusu olayda davacı menfi tespit davası açmasına rağmen ihtiyati tedbir yoluyla icra takibinin durdurulduğuna dair dosyada bir bilgi ve belge olmadığı gibi böyle bir iddiada yoktur. Bu durumda davalının sırf menfi tespit davası nedeniyle zarara uğradığını kabule imkan yoktur. Bu nedenle davalı alacaklı lehine inkar tazminatına hükmedilmesi mümkün değildir. Mahkemece değinilen bu yön gözardı edilerek davacı aleyhine inkar tazminatına hükmedilmesi usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir. Ne varki bu yanlışlığın düzeltilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden HUMK.nun 438/7. maddesi gereğince hükmün düzeltilerek onanmasına karar verilmelidir.
Sonuç: Yukarıda ( 1 )numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacının diğer temyiz itirazlarının reddine, ( 2 )numaralı bent gereğince mahkeme kararının hüküm bölümünün ikinci fıkrasında yer alan ( davacı Hüseyinin davalı Cemil lehine % 40 oranında icra-inkar tazminatına mahkum edilmesine )söz ve rakamlarının karardan çıkartılmasına, kararın bu değiştirilmiş ve düzeltilmiş şekliyle ONANMASINA, peşin harcın onama harcından çıkartılmasına, 12.11.2001 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy