(818 S. K. m. 66, 128)
Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği düşünüldü.
Karar: Davacı, zilyedi olduğu 3400 m2 yüzölçümündeki taşınmazın kadastro tespit çalışmaları sırasında davalıya ait gayrimenkule eklenerek 2137 parsel olarak tescil edildiğini, açtığı dava sonucu 2137 parselin tapusunun iptali ile 3700 m2.lik kısmın adına tesciline karar verildiğini kararın infazı için tapu sicil müdürlüğüne gittiğinde taşınmazın 3. kişiye satıldığını öğrendiğini ileri sürerek taşınmazın dava tarihindeki değeri olan 3.000.000.000 TI.nin faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı, davacının 14.2.2000 tarihli dilekçe ile zararının tazminini istediğini, ancak dava tarihi olan 26.2.2001 itibariyle BK. 66. maddedeki 1 yıllık zamanaşımı süresinin gerçekleştiğini savunarak davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, BK.nun 66 maddesindeki 1 yıllık zamanaşımı süresinin dolduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş; hüküm davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı, açmış olduğu tapu iptal ve tescil davası ile dava konusu taşınmazın mülkiyetini iktisap etmiştir. Ne var ki kesinleşen bu kararın infazı sırasında taşınmazın 3.kişiye satılması üzerine eldeki davayı açmıştır. Davacının davası mülkiyet hakkına dayandığı için ve 14.2.2000 tarihinde idareye başvurup bu yazıya cevap almadan BK. 128. maddesine göre alacağı muaccel hale gelmez.
Dolayısıyla da BK. 66. maddesindeki zamanaşımı hükümleri uygulanmaz. Kaldı ki davacının 14.2.2000 tarihli dilekçesine davalının yargılama aşamasında 29.5.2001 tarihinde cevap vererek 2137 parsel sayılı taşınmazın ihale bedelinden mahkemece söz konusu taşınmazın iptaline karar verilen 3400 m2. lik kesimine isabet eden miktarının 14.2.2000 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte ödenmesinin gerektiği bildirilmiştir. Davalının bu cevabı davanın kabulü anlamına geldiğinden kendisini bağlar. Bu nedenle işin esası incelenip taşınmazın 3. kişiye satış tarihindeki ihale bedelinden dava konusu taşınmaz kısmına ilişkin değere belirlenerek buna göre hüküm kurulması gerekir. Değinilen bu yönlerin göz ardı edilmesi sonucu yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz olunan kararın temyiz eden davacı yararına BOZULMASINA,peşin harcın istek halinde iadesine, 13.11.2001gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy