(2004 S. K. m. 67) (818 S. K. m. 538, 539)
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi konuşulup düşünüldü.
Karar: Davacı, davalıların murisi E. Kütahyalıoğlu ile Süreyya Çiçekçilik adlı adi bir ortaklık kurduklarını, ortaklığın feshine karar verilmesi için dava açtığını, mahkemenin ortaklığın feshine ve tasfiyeye karar verdiğini, tasfiye aşamasında davalıların murisinin öldüğünü, davacının alması gereken hakları belirleyen icra takibi yaptığını, davalıların takibe itiraz ettiğini ileri sürerek itirazın iptaline takibin devamına ve inkar tazminatına karar verilmesini istemiştir.
Davalılar davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, Ankara 4. Asliye Hukuk Mahkemesinin 21.5.1997 gün 1997/161-261 sayılı kararında şirketin feshine ve tasfiye memuru atanmasına karar verildiği, kararın kesinleştiği, tasfiye memuru olarak atanan Ahmet Taşeri'nin raporunun dosyaya sunulmuşsa da taraflara tebliğ edilmediği gibi yargılama sırasında da itiraza uğradığı, ortada kesinleşmiş ve infaz kabiliyetine haiz bir tasfiye raporu bulunmadığından bu rapora dayanılarak icraya başvurma olanağı bulunmadığı şirketin tasfiyesinin de fesine karar veren mahkemeye ait bulunduğu gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı davacı vekili temyiz etmiştir.
Davacı ile davalıların murisi E. Kütahyalıoğlu arasında Süreyya Çiçekçilik adi ortaklığının feshi istemi ile Ankara 4. Asliye Hukuk Mahkemesinde dava açılmış; mahkemece 129.447.913 T.L değerinde kar ve demirbaşların eşit olarak taraflar arasında paylaştırılmasına ve ortaklığın bu şekilde tasfiyesine karar verilmiş; hüküm her iki tarafça temyiz edilmesi üzerine Dairemizin 2.12.1996 gün 1996/9970 esas, 1996/10666 karar sayılı ilamı ile tasfiyenin ne şekilde yapılacağı gösterilmek suretiyle karar bozulmuş, yerel mahkeme bozmaya uymakla birlikte bozma gereğini yerine getirmeden tasfiye memuru atanarak ortaklığın feshine, işlemlerin yürütülmesi için dosyanın tasfiye memuruna tevdiine karar vermiş; karar bu şekli ile kesinleşmiş, tasfiye memurunun raporu taraflara tebliğ edilmemiş, dolayısıyla fiilen tasfiye gerçekleşmemiştir. Bunun üzerine davacı icra takibi yapmış, itiraz üzerine bu davayı açmıştır.
Adi ortaklığın feshi halinde tasfiyenin ne şekilde yapılacağı dairemizin az yukarda anılan bozma kararında ayrıntılı olarak gösterilmiş olup, karardan sonra tarafların tasfiye memuru ile ilişkilerindeki uyuşmazlıklarında kararı veren mahkemece çözüme bağlanacağına işaret edilmiştir.Taraflar arasındaki adi ortaklığın tasfiye edilmediği anlaşıldığına göre ilk açılan davadaki bozma ilamı doğrultusunda mahkemece tasfiye gerçekleştirilip, davacı ortağın ortaklık ve kar payı hesaplanmalıdır. Mahkemece bu yön gözetilmeden eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi usul yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenle temyiz olunan kararın davacı yararına BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 11.12.2001 gününde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy