(2004 S. K. m. 67)
Dava: Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
Karar: Davacı, davalı kiracının 15.10.2000 tarihli tahliye taahhütnamesi ile taşınmazı 1.11.2000 tarihinde tahliye etmeyi, zamanında tahliye etmediği takdirde beher gün için 15.000.000 TL ödeyeceğine dair taahhütte bulunduğunu, ayrıca kira sözleşmesinin 5. maddesine göre davalının su ve elektrik abonesi olmadığı için tazminat ödemesi gerektiğini, davalının taahhütnamede belirtilen tarihte mecuru tahliye etmemesi nedeniyle yaptığı 2000/12247 sayılı icra dosyasına ve sözleşmenin 5. maddesi uyarınca oluşan tazminatın tahsili için yaptığı 2000/11265 sayılı icra takiplerini yaptığını, ancak davalının her iki icra takibine de itiraz ettiğini ileri sürerek 2000/12247 ve 2000/11265 sayılı icra takiplerine vaki itirazın iptalini ve icra inkar tazminatının tahsilini istemiştir.
Davalı davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davacı ile davalı arasında 1.1.2001 tarihli kira sözleşmesi imzalanmış olmakla tahliye taahhüdünün geçersiz hale geldiği benimsenmek suretiyle davalının 2000/11265 sayılı icra takibine vaki itirazının iptaline, 2000/12247 sayılı icra takibene vaki itirazın iptaline yönelik davanın reddine, davacının kötüniyetli olmasından dolayı 360.000.000 TL kötüniyet tazminatının davacıdan tahsiline karar verilmiş; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davacının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2-İİK.nun 67/2. maddesi uyarınca, icra takibi yapan alacaklı aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için, alacaklının haksız ve kötüniyetli olması gerekir. Alacaklının haksız olması tek başına yeterli olmayıp, ayrıca kötüniyetli olduğunun da ispat edilmesi gerekir. Dava konusu olayda, davacının haksız olduğu sabit olmakla beraber, kötüniyetli olduğu iddia ve ispat olunmamıştır. Bu durumda davacı aleyhine kötüniyetli tazminatına hükmedilemez. Mahkemece bu yönün gözardı edilerek, davacı aleyhine kötüniyetli tazminatına hükmedilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup, karar bu nedenle bozulmalıdır.
Ne varki, bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, HUMK.nun 438/7. maddesi gereği hükmün düzeltilerek onanmasına karar verilmesi gerekir.
Sonuç: Yukarıda ( 1 )numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacının diğer temyiz itirazlarının reddine, ( 2 )numaralı bent gereğince mahkeme kararının hüküm bölümünün 5. bendinin ( a )fıkrasında yer alan ( alacak miktarı üzerinden davacının kötüniyetli olduğu mahkemece kabul edildiğinden % 40na isabet eden 360.000.000 TL icra inkar tazminatının davacıdan tahsiliyle davalıya verilmesine )söz ve rakamlarının karardan çıkartılmasına, hükmün bu değiştirilmiş ve düzeltilmiş şekliyle ONANMASINA, onama harcın peşin harcından çıkartılmasıyla arta kalan 10.260.000 liranın istek halinde iadesine, 19.11.2001 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy