(2762 S.K m.26)
Dava: Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği düşünüldü.
Karar: Davacı, Tavşanlı ilçesi Dunak Mahallesi , 191 ada 13 parsel sayılı taşınmazın hissedarlarından olduğunu, kadastro çalışmalarının 1987 yılında tamamlanıp şerhsiz olarak taşınmazın adlarına tescil edildiğini, davalı idarenin talebi üzerine taşınmazın kaydına 1984 yılında ..... Vakfı şerhi işlendiğini, tapuda işlem yapmak istediğinde kendisinden yolsuz ve haksız işlem nedeniyle 597.220.000 lira taviz bedeli alındığını bildirip, faiziyle davalıdan tahsilini istemiştir.
Davalı taşınmazın kök kayıtlarında vakıf şerhi olduğunu, ancak tapu idaresinin hatası yüzünden yeni kayıtlara intikal ettirilmediğini, vakfında taviz bedeline tabi olduğunu bildirip davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, vakıf şerhinin kadastro tespit tutanağının kesinleşmesinden sonra usulsüz olarak konulduğundan bahisle davanın kabulüne verilmiş; hüküm davalı tarafından temyiz edilmiştir.
2762 sayılı Vakıflar kanununun 26 ve devamı maddelerinde, mukataalı ve icareteyinli vakıf gayrimenkullerinin taviz karşılığında tasfiyesine ilişkin hükümler getirilmiştir. Yasanın bu maddelerinde sözü edilen taviz bedelinin ipotek olmayıp gayrimenkul mükellefiyeti olduğu sapma göstermeyen Yargıtay kararlarıyla belirlenmiştir. Bu itibarla, sicilinde şerh bulunmasa dahi gayrimenkul mükellefiyeti varlığını sürdürür. Tavize tabi gayrimenkulun sicilinde şerh bulunmaması, gayrimenkulun özünde var olan taviz bedeline tabi vakıf olgusunu ortadan kaldırmaz. Tavize tabi olmayan gayri menkullerde konulan vakıf şerhinin varlığı da, o gayri menkulün özündeki taviz bedeline tabi, vakıf gayri menkulü olup olmadığının araştırılmasına engel teşkil etmez. Kadastro gören yerlerde, tespit tutanağının kesinleşme tarihinden itibaren 10 yıllık hak düşürücü süre içinde istenen taviz bedellerinin taşınmazın tavize tabi gayrimenkul olması halinde ödenmesi gerekir. Mahkemenin hükmüne esas aldığı Yargıtay 1. Hukuk Dairesinin ı, şerhin konuluş biçimine ilişkin olup, anılan da hakkın özü tartışılmamıştır. Mahkemenin, Yargıtay 1. Hukuk dairesinin ını yanlış yorumlayarak, yazılı şekilde hüküm kurması doğru değildir. Mahkemece, taşınmazın kadastro tespit tutanağında belirtilen kök tapu kayıtları ilk tesis tarihinden itibaren gördüğü tedavülleriyle birlikte getirilmeli, bunlarda anılan vakfa ait bir şerhin mevcut olup olmadığı belirlenmeli, eğer şerh var ise vakfiye örneği de celbedilmeli, tarafların delilleri de toplandıktan sonra, bu konuda uzmanlığı bulunan üniversite mensubu bilirkişiler aracılığı ile vakfiye incelenip tüm dosya değerlendirilmek suretiyle, anılan vakfın sahih vakıflardan olup olmadığının saptanması sahih nitelikte ise, taviz bedeline tabi olacağı benimsenerek davanın reddine, değil ise şimdiki gibi istirdada verilmesi gerekirken, eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle ın temyiz eden davalı yararına BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 2.3.2001 gününde oybirliği ile verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy