(818 S. K. m. 34)
Davacılar, murisleri babaları ile davalının 1330 numaralı parsele 1/2'şer oranda payla malik olduklarını, babalarının ölümü ile kendilerinin bu taşınmazın 1/2 payının, 9/20 payına sahip olduklarını, bu taşınmazın satılması için davalıyı vekil tayin ettiklerini ve davalının da bu vekaletnameye dayanarak taşınmazın tamamını tapuda 37.500.000.000 TL değer göstererek üçüncü şahsa sattığını, bu bedelin çok düşük olup gerçeği yansıtmadığını, taşınmazın satış tarihindeki gerçek değerinin 200.000.000.000 TL.yı aştığını ileri sürerek, fazlaya dair hakları saklı kalmak üzere şimdilik 25.000.000.000 TL. nın satış tarihinden itibaren faizi ile beraber davalıdan tahsilini istemişlerdir.
Davalı, tapuda gösterilen satış bedelinin doğru olduğunu, davacıların murislerinin borçlarını ödediğini, ayrıca gerek davacılar ve gerekse diğer mirasçılar içinde masraf yaptığını ileri sürerek davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, taşınmazın üçüncü şahsa satıldığı tarihteki zemin değerinin 83.204.152.920 TL olduğu, taşınmazın üzerindeki narenciye bahçesinden 1997, 1998, 1991 tarihlerinde elde edilen net gelirin 6.405.552.090 TL olduğu, davalının toplam 89.609.705.000 TL değerden davacıların hissesi oranında olduğu, davalının murisin ölüm tarihi ile davacılar tarafından vekaletten azledildiği tarihe kadar yaptığı masrafların mahsubunun gerektiği, ayrıca davalının davacılar adına yaptığı ödemeler ile davacılara verdiği paranın da mahsubunun gerektiği kabul edilerek, davacılardan A. Kahveci hissesine isabet eden 3.912.498.226 TL ile davacı N. Karabıyık hissesine isabet eden 3.912.498.226 TL ve davacı H.Yoğurtçu' nun payı olan 3.412.498.226TL olmak üzere toplam 11.237.494.678 TL. nın, dava tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiş; hüküm, davalı tarafından temyiz edilmiştir.
1- Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2- Davacılar, dava dilekçelerinde taşınmazın tapuda gösterilen değerden daha yüksek bir bedelle satıldığını ileri sürerek,taşınmazın gerçek satış bedelinden hisselerine düşenin ödetilmesini istemişlerdir. Davacıların, taşınmaz üzerinde bulunan narenciye bahçesinin gelirinden herhangi bir talepleri bulunmamaktadır. Her ne kadar davacılar, yargılama aşamasında bahçe gelirinden dolayı talepte bulunmuşlar ise de bu hususta ek bir dava açmamışlardır. Davacıların bahçe geliriyle ilgili taleplerine davalı tarafça da iddianın genişletilmesi sebebiyle muvafakat edilmemiştir. Davacı taraf, dava dilekçesinde yer almayan ve davalı tarafça da muvafakat edilmeyen bir hususta, sonradan iddianın genişletilmesi şeklinde talepte bulunamazlar ve bu talep mahkemece de dikkate alınamaz. Taşınmazın tarla vasfında olması da bu sonucu değiştiremez. Bu nedenle, narenciye bahçesinin gelirinin hesaplamaya dahil edilerek, bundan da davalının sorumluluğuna karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır. Bozma nedenidir.
3- Mahkemece, murisin ölüm tarihinden, davalının vekaletten azledildiği tarihe kadar olan davalının yaptığı masraflar mahsup edilmesine rağmen azil tarihinden sonra yapılan masraflar hesaba katılmamıştır. Oysa davalının, azil tarihinden sonra taşınmaz için bir takım masraflar yaptığı dosyaya sunulan belgelerden anlaşılmaktadır. Esasen davalının azil tarihine kadar yaptığı masrafları, azil tarihinden sonra yapmadığı hususunda davacılar tarafından bir iddiada da bulunulmamıştır. Davacının azil tarihinden sonra yaptığı masrafları da, vekaletsiz iş görme hükümlerine göre talep etmeye hakkı vardır. Bu itibarla, azil tarihinden sonra yapıldığı iddia edilen masrafların gerçekten taşınmaz için yapılıp yapılmadığı belirlenmeli, taşınmaz için yapıldığı belirlendiği taktirde davacıların hissesi oranında bu masraflarında davacıların alacağından mahsup edilmesine karar verilmelidir. Mahkemece, bu yön gözetilmeksizin yazılı şekilde karar verilmesi de usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
4- Davalı, yargılama aşamasında kendisini vekil ettirmiş, tayin edilen vekil duruşmalara girerek dav adına takip etmiştir. Vekilin, daha sonra vekillikten istila etmesi, davalı yararına vekalet ücretine hükmedilmesine engel teşkil etmez. Bu husus gözetilerek, davacıların reddedilen talepleri yönünden davalı - yararına vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken, bu hususta olumlu veya olumsuz bir karar verilmemesi de usul ve yasaya aykırı olup, karar bu nedenle de bozulmalıdır.
Sonuç: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalının diğer temyiz itirazlarının reddine, 2-3 ve 4 numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalının yararına BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 97.500.000 lira duruşma avukatlık parasının davacılardan alınarak davalıya ödenmesine, 10.12.2001 gününde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy