(2004 S. K. m. 72) (1086 S. K. m. 289, 293)
Dava : Taraflar arasındaki menfi tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü :
Karar: Davacı, davalı tarafça 25.000 İsviçre Frangı karşılığı 8.780.000.000 TL.nin tahsili için aleyhine icra takibi yaptığını, oysa davalıdan borç almadığını belirterek borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini istemiştir.
Davalı, davacıya 25.000 İsviçre frangı borç verdiğinden davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, toplanan delillerle borcun bulunmadığı ispatlanamadığından davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı tarafça temyiz edilmiştir.
1-Davacı, davalıdan 2.500.000 TL, dava dışı Tacettin isimli kişiden 10.000.000 TL aldığını, ancak 2.500.000 TL.yi ödediğini duruşmadaki beyanında kabul etmektedir. Davalı ise davacıya 25.000 İsviçre frangı borç verdiğini ve ödenmediğini savunmaktadır.
Yasa gereği menfi tespit davasında, davalı alacaklı olduğunu, yasal delillerle kanıtlamalıdır. Uyuşmazlığın miktarı ve tarafların HUMK 293/1 maddesinde öngörülen şekilde akrabalık ilişkisi olmadığı gözetildiğinde kural olarak iddia ve savunmanın tanık delili ile kanıtlanması mümkün değildir. Ancak HUMK 289. maddesi gereğince açık bir muvafakatin bulunması halinde tanık dinlenilmesi olanağı vardır. Mahkemece davalı tanıkları dinlenmişse de karşı tarafın açık bir muvafakati yoktur. Davacının 9.5.2001 tarihli celsedeki Gösterilen tanıklar yönünden bir muhalefeti bulunmamaktadır şeklindeki beyanı yasa ve Yargıtay uygulamasının öngördüğü muvafakat olarak kabul edilemez. Bu nedenle mahkemenin somut uyuşmazlıkta tanık delilini kabul etmesi doğru olmamıştır. Öte yandan ispat yükü kendisine düşen taraf, karşı tarafa yemin teklif etmesi gerekirken mahkemece bu kuralın aksine hareket edilerek ispat yükü kendisine düşmeyen tarafa yemin teklif ettirilmesi ve yeminin eda edilmesi hukuki sonuç doğurmaz.
Davalının ibraz ettiği Ziraat Bankasına ait 26.11.1984 tarihli dekontla davacıya 2.531.700 TL ödendiği anlaşılmaktadır. Bu dekontta davacıya ödemenin İsviçre frangı olarak yapıldığına dair bir kayıt yoktur. Nitekim davacı bu dekontta belirtilen meblağı TL olarak aldığını kabul etmekte, ancak geri ödemeye ilişkin yasal delil ibraz edememiştir. Davalıda kendisine hiçbir ödeme yapılmadığına dair yemin etmiştir. Bu nedenle davacının 2.531.700 TL.lık kısma yönelik temyiz itirazının reddi gerekir.
2-Garanti Bankasının 1.9.1998 tarihli dekonta davalının, davacıya borç verdiğini kanıtlayan delil niteliğinde değildir. Davacının 9.5.2001 tarihli celsedeki beyanı davacının davalıdan 10.000 İsviçre frangı borç aldığını kabul ettiği şeklinde yorumlanamaz. Bu durumda ibraz edilen delillerle davalının davacıya 2.531.700 TL borç verdiği sabit olmuş ise de fazlaya dair alacak kanıtlanamamıştır. Ne var ki davalı cevap dilekçesinde her türlü delil demek suretiyle yemin deliline dayanmıştır. Mahkemece davalının davacıdan 2.531.700 TL dışında kalan miktar için alacaklı olduğuna dair davalının yemin teklif etme hakkı olduğu hatırlatılarak hasıl olacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi bozmayı gerektirir.
3-Mahkemece davacı lehine verilen, icra veznesine yatırılacak paranın alacaklıya ödenmemesi şeklindeki ihtiyati tedbir kararı infaz edilmediği için koşulları oluşmadığı halde davalı lehine % 40 tazminata hükmedilmesi de usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
Sonuç: Davacının sair temyiz itirazlarının ( 1 )nolu bentte gösterilen nedenle reddine, ( 2 )ve ( 3 )nolu bentte gösterilen nedenlerle temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davacı yararına BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 26.11.2001 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy