(818 S. K. m. 183, 194, 198, 217)
Dava: Taraflar arasındaki tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Davacı, davalılardan Çamlık Çınarcık sitesinden satın aldığı dairenin 17.9.1999 depreminde yıkıldığını, dairenin ayıplı inşaa edildiğinin anlaşıldığını, bu nedenle akdin feshi bildirimini davalıyı bulamadığı için yapamadığını, şimdilik diğer hakları saklı kalmak üzere 16.8.1999 tarihinde başlayan birer ay ara ile birbirini takip eden ve sonuncusu 16.9.2000 vade tarihli, her biri 53.500.000 TL.lık toplam 749.000.000 TL.lık olan 14 adet senetlerin iptaline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı Veli Göçer dairenin pazarlamasının kendisi tarafından yapıldığını, kendisine husumet düşmiyeceğini, davalı şirkette hasardan sorumlu olmadığını bildirip, davanın reddini istemişlerdir.
Mahkemece, dava konusu senetlerin ortaya çıkmadığı ve tahsile konulmadığı, davalı alacaklının ödeme ile ilgili bir talebi de olmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
1- Davacı eşinin, davalılardan 13.8.1957 tarihinde daire satın aldığı, 19.8.1999 tarihli depremde dairenin yıkılıp davacı eşinin öldüğü, tüm dosya kapsamından anlaşılmaktadır. Davacı, dava konusu dairenin ayıplı olarak inşaa edilmesi nedeniyle, satım akdinin ve satış bedeline karşılık verilip henüz ödenmeyen senetlerin iptalini istemiştir. Satım aktinin tamamlanmasından itibaren, satılan şeyin hasar ve nefi alıcıya intikal eder (BK 183.md). Menkul satımına dair Borçlar Kanunu hükümleri, gayrimenkul satımı hakkında da uygulanır (BK. 217. md). Satıcı, her türlü ayıptan ari ve noksansız olarak edimini yerine getirmekle yükümlü ve sonradan ortaya çıkan gizli ayıplardan da sorumludur (BK. 194. md.) Alıcı da satın aldığı malı, imkan bulduğunda hemen muayene etmek, gördüğü ayıpları ve sonradan ortaya çıkan gizli ayıpları da, derhal satıcıya ihbar etmek zorundadır (B. 198.md). Kural olarak tabii afetler borçluyu borcundan kurtarır. Satıma konu daire, fen ve tekniğine uygun ayıpsız olarak inşaa edilmiş olsa idi, yine bu tabii afetten hasar görüp yıkılacak idi ise, davalıların sorumluluğundan söz edilemez. Daire fen ve tekniğine uygun inşaa edilmediği için, hasar meydana gelmiş veya hasarın derecesi artmış ise, satım akdinin inikadi sırasında gizli olan bu ayıp mevcut olduğundan ve gayrimenkul gizli ayıplı olarak alıcıya satıldığından, ayıplı ifa nedeniyle davalılar, bu zarardan sorumludurlar. Mahkemece bu yönde bir inceleme ve araştırma yapılmamıştır. Davacıya satılan dairenin fen ve tekniğine, özellikle 2.9.1997, 13.5.1996, 9.6.1975 tarihli resmi gazetelerde yayınlanan, afet bölgelerinde yapılacak yapılar hakkında yönetmeliklerde belirtilen, fen ve teknik kurallarına uygun inşaa edilip edilmediği belirlenmeli, bina inşaatının fen ve teknik kurallara uygun, ayıpsız olarak yapılmasına rağmen hasar meydana gelmiş ise, davacı alıcının bu zarara katlanması gerektiği kabul edilerek dava red edilmeli, aksine inşaatın fen ve teknik kurallara aykırı, gizli ayıplı olarak yapıldığının tesbiti halinde, bu kerre davacının bu ayıplı ifa nedeniyle zarar gördüğü ve sözleşmeyi fesihte haklı olduğu kabul edilmelidir. Öyle ise mahkemece, inşaatın yapıldığı tarihte yürürlükte bulunan afet bölgelerinde yapılacak yapılar hakkındaki yönetmelikte dosya içine alınarak, bu yönetmelik hükümleri de gözetilmek suretiyle, inşaatın fen ve teknik kurallara uygun olarak yapılıp yapılmadığı öncelikle saptanmalı, deprem nedeniyle yıkım ve hasarın tamamının inşaattaki eksiklik ve bozukluktan ileri gelip gelmediği, gelmiş ise ne nisbette hasara neden olduğu saptanmalı, gerektiğinde bu konuda uzman kişilerden oluşturulacak bilirkişi heyetinden gerekçeli dayanaklarını gösterir, taraf ve Yargıtay denetimine elverişli rapor alınıp, sonucuna uygun karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde eksik inceleme ile karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir.
2- 575 sayılı Kanun Hükmünde Kararname hükümleri gereğince davacı harçtan muaf olduğu halde, davacıdan harç alınması kabul şekli bakımından usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
Sonuç: Yukarıda 1. ve 2. bentlerde açıklanan nedenlerle kararın, temyiz eden davacı yararına BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 24.01.2001 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy