(2918 S. K. m. 20)
Dava: Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün davacı avukatınca duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davacı Hüdaverdi Sütçü ile davalı vekili avukat Serap Akkaya'nın gelmiş olmalarıyla duruşmaya başlanılmış ve hazır bulunanların sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra karar için başka güne bırakılmıştı. Bu kez temyiz dilekçesinin süresinde olduğu saptanarak, dosya incelendi gereği düşünüldü:
Karar: Davacı, satış vekaleti davalıda bulunan 48 M 9382 plakalı aracı 9.10.1996 tarihli kati satış ile davalıdan satın alınıp bedelini ödediğini ancak aracın çalıntı olduğundan bahisle Cumhuriyet Savcılığı tarafından 4.3.1998 tarihinde önder Ergül isimli şahısa teslim edildiğini, ayıplı mal satan davalının sorumlu olduğunu ileri sürerek, aracın rayiç değeri olan 2.150.000.000 TL. nın ve 100.000.000 TL. manevi tazminatın davalıdan tahsilini istemiştir.
Davalı, araca ait kati satışı kayıt maliki Oğuz Teker'e vekaleten kendisinin gerçekleştirildiğini ve ayıptan vekil olan kendisinin sorumlu olmayacağını savunarak davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı, dava konusu aracı davalıdan haricen satın aldığını ve bilahare davalının kayıt malikinden aldığı vekaletname ile trafik kaydının noterde yapılan sözleşme ile kendisine intikal ettirildiğini ancak aracın çalıntı olması nedeniyle elinden alındığını iddia ederek bu davayı açmıştır. Davalı, satışı vekaleten yaptığını ve sorumluluğu bulunmadığını savunmuş ise de, celbedilen Şişli 7. Asliye Ceza Mahkemesinin 1998/385 sayılı dava dosyasında davalı 13.5.1998 tarihli celsede hakim huzurunda verdiği beyanında, dava konusu aracı Oğuz Teker'den satın alıp, davacıya sattığını açıkça kabul ederek, ilk önce satışın davacı ile kendisi arasında yapıldığını kabul etmiş, yine emniyette alınan 24.2.1998 tarihli ifadesinde de dava konusu aracı, davacıya 1.050.000.000 TL.ye satıp parasını aldığını bildirmiştir. Davalının hakim huzurunda verdiği bu beyanı geçerli olup, kendisini bağlar. Bilahare kayıt malikinin vekili olarak noterde yapılan satış ise, sadece aracın mülkiyetinin haleline ilişkin olup, davacı ile davalı arasında yapılan ve aracın haricen satışına dair ilk sözleşmeyi ortadan kaldırmaz. Davacı, davalı ile aralarında haricen yapılmış olan araç sözleşmesi 2918 sayılı kanunun 20/d maddesi gereğince resmi şekilde yapılmadığı için geçerli olduğundan ve araç da elimden alınmış bulunduğundan, davalı akidinden ancak haricen satım nedeniyle yaptığı ödemeyi isteyebilir. Mahkemece, çoğun içinde az da vardır kuralı gereği davacının, davalıya yaptığı ödemeye ilişkin delilleri sorulup, değerlendirilmesi ve hasıl olacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ve yanlış değerlendirme sonucu hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz olunan kararın davacı yararına BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 03.12.2002 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy