(818 S. K. m. 101) (6762 S. K. m. 688)
Dava: Taraflar arasındaki alacağın tahsili davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne ve kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde taraflarca avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği düşünüldü.
Karar: Davacı, davalıya daire sattığını, satış bedelinden 5.000.000.000 TL. aldığını, bakiye 2.500.000.000 TL. için 25.6.1998 tarihli bono aldığını bononun tahsili için başlattığı icra takibinin icra Tetkik Mercii tarafından bononun teminat senedi olduğu gerekçesiyle iptal edildiğini ileri sürerek, 2.500.000.000 TL. alacağının 25.6.1998 tarihinden itibaren reeskont faiziyle tahsilini istemiştir.
Davalı, verdiği senedin tarihsiz olup, Oyaktan kredi çekilinceye kadar güvence olmak üzere verildiğini ve kredi çekince davadan sonra borcunu ödediğini savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece asıl borç ödendiğinden karar verilmesine yer olmadığına, senedin vade tarihinden ödeme tarihine kadar 791.666.666 TL. işlemiş faizinin tahsiline karar verilmiş; hüküm, her iki tarafça temyiz edilmiştir.
1- Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delilerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davacının tüm temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2- Taraflar arasında 7.500.000.000 TL. ye daire satıldığı bedelinden 5.000.000.00 TL. sinin nakden ödenip, kalan 2.500.000.000 TL. sinin Oyaktan kredi çekildiğinde ödeneceğinin kararlaştırıldığı 14.6.1998 tarihli sözleşmeden anlaşılmaktadır. Dava konusu dairenin tapuda satış işleminin yapıldığı da taraflar arasında tartışmasızdır. Davacı, satış bedeline istinaden kendisine verilen 25.6.1998 tarihli senet sebebiyle bakiye alacağının tahsilini istemiştir. Ancak taraflar arasında yapılan sözleşme başlıklı 14.6.1998 tarihli belge içeriğinden, sonradan ilave edildiği davalılarca kabul edilen kısım olmasa dahi, bakiye borcun kesin bir vadeye bağlanmadığı, bu borcun Oyaktan kredi çekildiğinde ödeneceğinin kararlaştırıldığı anlaşılmaktadır. Böyle bir sözleşme yapıldıktan sonra, 2.500.000.0000 TL. lık bir senedin 25.6.1998 tarihinde ödenmek üzere vadesi belirlenerek verilmesi de hayatın olağan akışına aykırıdır. Zira 10 gün gibi kısa bir sürede kredi işlemlerinin tamamlanarak kredi çekilmesi de mümkün değildir. Bu durumda davacının dayandığı senedin teminat senedi olarak verildiği kabul edilmelidir. Taraflarca yapılan asıl sözleşmede, ödeme için kesin bir tarih yoktur ve borcun ödenmesi şarta bağlanmış olup, bu şartta Oyaktan çekilecek kredinin alınması şeklindedir. Bu halde davalının temerrüde düşmesi söz konusu değildir. Mahkemece, dava şartı gerçekleşmemiş olduğundan, davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
Sonuç: 1. bent gereğince davacının tüm temyiz itirazlarının reddine, 2. bent gereğince temyiz olunan hükmün davalılar yararına BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 12.03.2002 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy