(818 S. K. m. 14, 15) (1086 S. K. m. 297)
Dava: Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği düşünüldü:
Karar: Davacı, görme engelli olduğunu ve davalı ile devre tatil sözleşmesi yaparken parmak bastığını, bu sözleşmenin geçersiz olduğunu, çünkü görme engellilerle yapılan sözleşmelerde BK.nun 14. maddesi gereğince iki tanık bulunması gerektiğini öne sürerek, sözleşmenin iptali ile, ödediği 300 doların ve henüz ödenmeyen 24 adet senedin iadesine karar verilmesini istemiştir.
Davalı, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı ile davalı şirket arasında 7.9.1999 tarihinde devre tatil sözleşmesinin düzenlendiği bu sözleşmenin altında davacının parmak izi ile dava dışı Süleyman Faruk G.'nun kiracı olarak imzasının bulunduğu aynı sözleşmenin ekinde bulunan Devre Tatil Kullanım Yönetmeliğin de altında 1. kiracı olarak dava dışı Süleyman Faruk G.'nun imzası 2. kiracı olarak da davacının ise parmak izi bulunduğu cayma bildirim belgesinde de aynı şekilde Süleyman Faruk G.'nun imzası davacının ise parmak izinin bulunduğu dosya içindeki belgelerden anlaşılmaktadır. Şu hale göre davacı sözleşmenin tarafı olup mahkeme kabulünün aksine sözleşmeyi dava dışı Süleyman F.'dan devir almamıştır. Dosyada yer alan Doktor raporuna göre davacının görme özürlüsü olduğu ve imza kullanmadığı açık ve belirgindir. BK.nu 14. maddesi imza kullanan amalara ilişkin hükümler getirmiş olup aynı yasanın 15. maddesi ile HUMK.nun 297 maddesi ise imza atmaya muktedir olamayanların düzenledikleri senetler hakkında hükümler getirmiştir.
12.02.1930 tarih 28/30 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararına göre imza atmaya muktedir olmayan veya yazı bilmeyen kişiler tarafından verilen senetlerin yasanın açık hükmü gereği ihtiyar heyeti ve mahallince maruf iki şahıs tarafından tasdik edilmesi gerektiği, bunların tasdiki olmaksızın senedin hüküm ifade etmeyeceği vurgulanmıştır. Somut olayda davacı görme özürlüsü ve imza atmaya muktedir olmayan bir kişidir. Gerek düzenlediği sözleşmenin gerekse cayma bildirim belgesinin içeriğinin yöntemine uygun şekilde davacı tarafından bilindiği davalı tarafından kanıtlanmadığı gibi anılan sözleşme ve cayma bildirim belgesindeki parmak izi ve bunların içeriğinin davacı tarafından bilindiği noter veya muhtar ve ihtiyar heyetince ve maruf iki şahıs tarafından onaylanmadığından davacının parmak izini taşıyan sözleşmeye değer izafe edilemez. Bu nedenle davacı sözleşmeyi feshe ve ödediklerini istirdada, ödemediği senetlerinde iptalini istemekte haklıdır.
Bunlardan ayrı satış sözleşmesi 7.8.1999 tarihinde düzenlenmiş olup kullanımın başlangıcı 20.8.2002 tarihlidir. Davacıya verilen cayma bildirim belgesi ise sözleşmenin düzenlendiği tarihi taşımaktadır. Kapıdan satışlar; tecrübe ve muayene koşulu satışlar olduğuna göre cayma süresinin ancak mal veya hizmetin davacıya tesliminden itibaren başlaması gerekir. Sözleşmenin başlangıç tarihine ve dosyadaki belgelere göre mal veya hizmet davacıya teslim edilmeden eldeki dava açılmış bulunduğuna göre davanın süresinde açıldığının kabulü gerekir. Mahkemece değinilen bu yönler gözetilerek davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken aksine düşüncelerle yazılı şeklide hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz olunan hükmün temyiz eden davacı yararına BOZULMASINA, 20.1.2003 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy