(818 S. K. m. 49)
Dava: Taraflar arasındaki alacak ve tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği düşünüldü:
Karar: Davacı, davalıya olan 45.000.000 TL.'lık borcuna karşılık 20.6.1995 vade tarihli 2000 DM bedelli bono verildiğini ancak davalının Türk Lirası üzerinden bono istemesi üzerine aynı borç için 50.000.000 TL.'lık başka bir bono daha verildiğini, bu bononun ödenmesi halinde 2000 Dm bedelli bononun iade edileceğinin tutanakla hükme bağlandığını, 50.000.000 TL.lık bonoyu ödediği halde davalının 2000 DM bedelli bonoyu iade etmediğini ve ciro ettiği üçüncü kişi tarafından başlatılan takip nedeniyle 205.717.000 TL. ödemek zorunda kaldığını belirterek bu miktar ile, haciz nedeniyle duyduğu üzüntü ve itibarının sarsılması dolayısıyla 500.000.000 TL. manevi tazminatın ödetilmesine karar verilmesi istemiştir.
Davalı, davacının ibraname ile kendisini ibra ettiğini öne sürerek davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, ibraname ve diğer deliler birlikte değerlendirilerek davanın reddine karar verilmiş hüküm davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Taraflar arasında düzenlenmiş olan tarihsiz tutanakta açıkça 50.000.000 TL.lık senedin ödenmesi halinde, 2000 Dm.lık senedin iade edileceği yazılıdır. 50.000.000 TL.lık senedin ödendiği uyuşmazlık konusu olmadığına göre, davalının 2000 DM.lık senedi iade etmesi gerekirken, üçüncü kişiye ciro edilerek icra takibine neden olması davacının maddi zararına neden olmuştur. Mahkemece, davacının daha önce eksik işler nedeniyle açmış olduğu davada, bu davada ileri sürdüğü hususları bildirmediği ve bu durum da ibranameyi destekler nitelikte olduğu belirtilmişse de, davacı tarafından eksik işler nedeniyle 9.6.1995 tarihinde dava açılmış iken, 2000 DM.lık senedin takibe konulduğu tarih ise 28.11.1995 tarihidir. Yani eksik işlerin dava konusu yapıldığı tarihte henüz davalı tarafından mükerrer alacak için başlatılmış bir icra takibi yoktur. icra takibinin söz konusu olmadığı bir tarihte davacının mükerrer ödeme iddiasında bulunması mümkün değildir. Öte yandan davacının davalıya vermiş olduğu ibraname ise, satılanın tespitine ilişkin olup, eksik işler ve dava konusu senetlere ilişkin değildir. O halde mahkemece taraflar arasında düzenlenmiş olan ve imzası inkar edilmeyen tutanak içeriğine göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz olunan hükmün davacı yararına BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 1.4.2002 gününde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy