(2004 S. K. m. 67)
Dava: Taraflar arasındaki iptal davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde taraflar avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
Karar: Davacı, kiracısı olan davalının 2000 yılı Ağustos ayı sonunda kiralananı tahliye ettiğini, toplam 810.000.000 TL kira borcunu ödemediğini, yaptırdığı tespite göre hor kullanma nedeniyle 989.281.000 TL zararının olduğunu, davalının kiracılığı dönemindeki 11.539.000 TL doğalgaz, 10.920.000 TL ÇTV, 12.770.000 TL elektrik borcunu kendisinin ödediğini, bu paraların tahsili amacıyla davalıya karşı icra takibinde bulunduğunu, davalının takibe itiraz ettiğini ileri sürerek itirazın iptaline % 40 tazminatın tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı, mecuru Haziran ayında tahliye ettiğini, tahliye tarihine kadar olan tüm borçlarını ödediğini, kiralananı hor kullanmadığını savunarak davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, bilirkişi raporu esas alınarak 1.014.149.000 TL üzerinden itirazın iptaline, alacak likit olmadığından inkar tazminatı isteğinin reddine karar verilmiş; hüküm, her iki tarafça temyiz edilmiştir.
1- Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalının tüm, davacının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2- Taraflar arasında düzenlenmiş bulunan 1.10.1997 başlangıç tarihli kira sözleşmesinin özel şartlar bölümünün 3. maddesinde kiracı taşınmazı boyası badanası yapılmış tam ve sağlam olarak teslim almış tahliye ederken de aynı şekilde teslim edecektir yazılıdır. Sözleşmenin bu hükmü karşısında kiralananın boya ve badanasının bozulmasının hor kullanmadan kaynaklanmadığı kabul edilse bile sözleşme hükmü nedeniyle davalı badana ve boya bedelinden sorumludur. Hükme esas alınan 8.6.2001 tarihli bilirkişi raporunda tespit raporunda belirtilen 450.000.000 TL boya ve badana bedelinin haddi layikinde olduğu ancak bu hasarın tespit raporunda hor kullanmadan kaynaklandığı belirtilmediği için hesaplama dışı tutulduğu belirtilmiştir. Sözleşmenin az yukarıda açıklanan hükmü karşısında davalının 450.000.000 TL boya ve badana bedelinden sorumlu tutulmamış olması doğru değildir. Bozmayı gerektirir.
3- Mahkemece, alacağın likit olmadığı gerekçe gösterilerek davacının icra inkar tazminatı isteğinin reddine karar verilmiştir. Mahkemenin bu gerekçesi hor kullanma tazminatına ilişkin talep yönünden yerinde ise de diğer kalemler yönünden yerinde değildir. Zira kira alacağı ve davalı adına diğer kalemler yönünden yapılan ödemelerin tümünün miktarı belli ve likit alacaklardır. Öyleyse mahkemece hor kullanma tazminatı dışında kalan diğer kalemler yönünden davacı yararına % 40 icra inkar tazminatına hükmedilmesi gerekirken bu hususun göz ardı edilerek yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
Sonuç: Yukarıda birinci bentte belirtilen nedenle davalının tüm, davacının diğer temyiz itirazlarının reddine, ikinci ve üçüncü bentte belirtilen nedenlerle temyiz olunan kararın davacı yararına BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 05.03.2002 gününde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy