(818 S. K. m. 249, 253) (1086 S. K. m. 79)
Dava: Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
Karar: Davacı, mülkiyeti hazineye ait taşınmaz üzerinde bulunan davalı Belediye Tarafından yapılan dükkanı davalıdan kiraladığını, kira bedellerini de davalıya ödediğini, Belediye'nin bu taşınmaz için mal müdürlüğüne ecrimisil ödemesini durdurması üzerine mal müdürlüğünün kendisi aleyhine ecrimisil tahakkuk ettirdiğini, tahliye baskısı ile ecrimisil ve gecikme zammını ödemek zorunda kaldığı bu nedenle mükerrer ödeme yaptığını davalı kusuru ile buna sebebiyet verdiğinden ödediği 1.617.900.000 TL. nın faizi ile davalıdan tahsilini istemiştir.
Davalı, dava konusu dükkanı 1966 yılında Turizm Bakanlığı'nın tavsiyesi, Anıtlar Yüksek Kurulu'nun izni ile Efes Ören Yeri Alt Kapı'da yaptıklarını ve davacıya kiraya verdiklerini, davacının ecrimisil ihbarnamesine karşı süresinde dava açmadığını, aynı nitelikte ihbarlar için açılan davaların idare mahkemesince kabul edilerek ihbarnamelerin iptal edildiğini, davacının kendi kusuru nedeniyle ödediğini geri isteyemeyeceğini belirterek davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, davacının süresinde ecrimisil ihbarnamesine karşı idare mahkemesinde dava açmadığı, belediyenin yapılan tahakkuka engel olma yetkisi olmadığı bu nedenle davacının kusurlu davrandığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dışı maliye hazinesine ait olan taşınmaz üzerine davalı belediye tarafından inşa edilen dükkanın yine davalı belediye tarafından davacıya kiraya verilip teslim edildiği, davacının 1998 ve 1999 yıllarına ait kira bedellerini kiralayan belediyeye ödediği, aynı yıllar için hazinenin de davacıdan ecrimisil talebinde bulunduğu, ödenmemesi halinde fuzuli şagil sayıp 6183 sayılı kanuna göre tahliyeyi gerçekleştireceğini davacıya bildirdiği hususunda uyuşmazlık yoktur. Bir taşınmazın kiraya verilebilmesi için kiralayanın malik olmak zorunluluğu yoktur. Bu nedenle taraflar arasındaki kira sözleşmesi geçerli bir sözleşmedir. BK. 249. maddesi gereğince kiralayan, kiralananı kullanma amacına uygun olarak kiracıya teslim etmek ve kira süresi boyunca bu halde bulundurmakla mükelleftir. Öte yandan aynı yasanın 253. maddesi uyarınca kiralayan belediye kiralananın üçüncü bir şahıs tarafından kira sözleşmesinin yapılmasından önce mevcut olan ayni bir hak dolayısıyla tamamen veya kısmen zaptedilmesinden, kiracı davacıya karşı sorumludur. Olayda hazine mülkiyet hakkına dayanarak davacının kiracılık hakkı ile bağdaştırılamayan bir iddiada bulunmuştur. Davacı her ne kadar taşınmazı kullanmışsa da bunun karşılığında tapu maliki hazineye karşı sorumlu tutulmuş ve ecrimisil tazminatı ödemesi istenmiştir. Böylece davacı kiracıdan; kiralanan elinden alınmış olmaktadır. Bu durumda davacı zabt dolayısıyla taraflar arasındaki kira sözleşmesini fesih edebilir. Ödediği kira bedelini geri isteyebilir. Ne var ki davacı bu dava ile kira sözleşmesinin feshini değil, ödediği kira parasının geri verilmesini istemektedir.
Burada davalının kira bedelini geri verme borcu sebepsiz iktisaptan değil, kira sözleşmesinin fesih edilebilir olmasından kaynaklanmaktadır. Bu itibarla davacının ecrimisil parasını dava açıldığı tarihte hazineye fiilen ödemiş olup olmaması geri isteme hakkına etkili değildir. Davalı Belediyenin sorumluluğu da aldığı kira bedelini geçmemek üzere kiracı davacının ödediği ecrimisil parası ile sınırlı olup, bu yönünde gözden uzak tutulmaması gerekir. Mahkemece bu yönlerin gözetilmeksizin davanın reddi usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
Mahkeme gerekçesinde, davacının ecrimisil tahakkukuna karşı süresinde dava açmayarak kusurlu olduğunu belirtmiş ise de HUMK. 79. maddesi uyarınca; hiç kimse kendi lehine olan davayı açmaya zorlanamaz denilmekte olup, üçüncü kişi durumunda olan hazinenin taraflar arasında sözleşmeye konu mecura el atması yada muaraza çıkarması durumunda bunu karşılama görevi kiralayana ait olup, davacının kendi lehine dava açmaması suretiyle kusurlu kabul edilmesi de usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz olunan kararın davacı yararına BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 15.04.2003 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy