(818 S. K. m. 389, 390) (1136 S. K. m. 167)
Dava: Yakut Madencilik San. A.Ş. vekili avukat Yalçın Doruk ile M. Ümit E. vekili avukat Emin Akoğuz aralarındaki dava hakkında Ankara Barosu Hakem Kurulunca verilen 1.3.2002 tarih ve 11-10 sayılı hükmün taraflarca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşuldu:
Karar: Davacı şirket, avukat olan davalının bağıtlanan avukatlık sözleşmesi uyarınca, davacı ve bağlı kuruluşların dava ve takip işlerini üstlendiğini, ancak sözleşme ile üstlenilen bu işleri yaparken tam bir özen ve sadakat ile takip etmediğini, şirket lehine ipoteğin paraya çevrilmesi için takibe giriştiğini, takip talebinde, takip tarihinden itibaren yasal % 60 kanuni faiz isteminde bulunmayarak, şirketi zarara uğrattığını ileri sürerek, fazlaya ilişkin hakkı saklı kalmak kaydıyla, 1.500.000.000 TL.nin yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsilini istemiştir.
Davalı, iddianın niteliğine göre Baro Hakem Heyetinin görevli olmadığını, gerekli özen ve sadakatın gösterildiğini savunarak davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, Baro Hakem Kurulunun görevsizliği sebebiyle dava dilekçesinin reddine, karar kesinleştiğinde dosyanın Ankara Nöbetçi Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiş; hüküm, davacı ve davalı tarafından temyiz edilmiştir.
1-Taraflar arasındaki uyuşmazlık Avukatlık Sözleşmesinden kaynaklanmakta olup, esasen bu yön Baro Hakem Kurulunun da kabulündedir. Davacı taraf, açıkça davalının sözleşme ile üstlendiği vekalet görevini gerekli özen ve sadakat borcu ile yerine getirilmediği için zarar doğduğunu ileri sürerek, bu davayı açmıştır. Davalı, avukat olarak sözleşme ile üstlendiği görevini, sözleşme kapsamında özen ve sadakatla yerine getirmek zorundadır. Bu görevini BK. 389. ve 390. maddelerine göre yerine getirip getirmediği araştırılıp tartışılmalıdır. Olayımızda olduğu gibi, BK. 389. ve 390. maddelerinin olaya uygulanacak olması veya başka bir yasa maddelerinin uygulanmasının gerekmesi, davaya bakacak mahkemenin belirlenmesine etkili değildir. Davaya bakmakla görevli mahkeme, olaya uygulanması gerekli olan yasa maddelerini resen arayıp bulmak ve bu maddeleri uygulayarak ihtilafı çözmek durumundadır.
1136 sayılı Avukatlık Kanununda değişiklik yapılmasına dair 2.5.2001 tarihinde yürürlüğe giren 4667 sayılı kanunun 80. maddesi ile Avukatlık Kanunun 167. maddesi değiştirilerek, "Avukatlık Sözleşmesinden ve vekalet ücretinden kaynaklanan her türlü anlaşmazlıklar, hukuki yardımın yapıldığı yer Barosu Hakem Kurulunca çözümlenir" hükmü getirilmiştir. Anılan yasa hükmü, hiçbir duraksamaya yer vermeyecek kadar açık olup, Baro Hakem Kurulunun görev ve yetkisini sadece avukatın ücret alacağı ile sınırlamamış, bunun yanında Avukatlık Sözleşmesinden kaynaklanan her türlü uyuşmazlıkların da Baro Hakem Kurulunca çözümleneceği hükmü getirilmiştir.
Yasanın bu kadar açık ve anlaşılır hükmü karşısında, yorum kurallarına başvurulması mümkün değildir. Uyuşmazlığın Avukatlık Kanunu hükümleri değil de, Borçlar Kanunun 389. ve 390. maddelerinin uygulanarak çözümlenmesinin gerekmesi, davaya genel mahkemelerde bakılması gerektiği sonucunu doğurmaz. Bu nedenle, Avukat Kanununun 167. maddesinde yapılan son değişiklikle getirilen hükmün bu kadar açık, yoruma gerek olmayan anlam ve kapsaması karşısında, davaya bakmaya Baro Hakem Kurulu görevlidir. Böyle olunca, Baro Hakem Kurulunca işin esasına girilerek, tarafların delileri toplanıp değerlendirilerek, sonucuna uygun bir karar verilmesi gerekirken, aksi yazılı düşüncelerle görevsizlik kararı verilmesi usul ve yasaya aykırıdır. Bozma nedenidir.
2-Yukarıda açıklanan bozma şekil ve sebebine göre, davalı vekilinin temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek görülmemiştir.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıda açıklanan 1. bent gereğince davacı yararına BOZULMASINA, 2. nolu bentte yazılı nedenlerle davalı tarafın temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, peşin harcın istek halinde iadesine, 3.4.2003 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy