(818 S. K. m. 41, 101)
Dava: Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne ve kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde taraflarca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği düşünüldü:
Karar: Davacı, davalıya 7 ton demir sattığını, karşılığında 12.9.2001 tarihli fatura düzenlediğini, davalının fatura bedelini ödemediğini ileri sürerek 3.150.000.000 Tl. alacağın %40 tazminatıyla birlikte tahsiline, asıl alacağa fatura tarihinden itibaren reeskont faizi uygulanmasına karar verilmesini istemiştir.
Davalı, davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, tanık beyanları ve bilirkişi raporu esas alınarak davanın kısmen kabulü ile 2.650.000.000 Tl.nın fatura düzenleme tarihi olan 12.9.2001 gününden itibaren reeskont faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, davalı kötü niyetli kabul edilerek %40 oranında kötü niyet tazminatından da sorumlu tutulmasına karar verilmiş; hüküm, davacı ve davalı tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delilerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle HUMK 288 maddesi hükmünce olayda miktar itibariyle tanık dinlenmesine yasal olarak olanak bulunmamasına ve bu nedenle dinlenen tanıkların beyanlarına itibar edilemez ise de, davalı gerek 24.4.2002 ve gerekse 22.5.2002 günlü oturumlarda davacıdan aldığı demir bedellerini ödediğini savunmasına rağmen, bu savunmasını yasal delilerle ispat edememiş olmasına göre davacının tüm, davalının aşağıdaki bentlerin dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2-Davacının dosyaya delil olarak sunduğu esnaf defterinde davalının 7.000 kg olan demir borcunun yapılan kısmi ödemeden sonra 28.12.2001 tarihi itibariyle bakiye 5725 kg demir borcu kaldığı yazılıdır. Davacının sunduğu bu delil kendisini bağlar. Bu durumda mahkemece, davalının 5725 kg demir bedeliyle sorumlu tutulması gerekirken, bu hususun göz ardı edilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
3-Muaccel bir borcun borçlusu alacaklının ihtarı ile mütemerrid olur ( BK. Madde 101/1 ) davacı, davadan evvel davalıyı temerrüde düşürdüğünü ispatlayamamıştır. Bu durumda davalının açılan iş bu dava ile tümerrüde düştüğünün kabulü gerekir. Mahkemece, fatura düzenleme tarihinden itibaren faiz yürütülmesi usul ve yasaya aykırıdır. bozma nedenidir.
4-1.1.2000 tarihinde yürürlüğe giren 4489 sayılı yasa ile reeskont faizi ile yasal faiz arasındaki ayrım kaldırılmış olup, bu tarihten sonra Merkez Bankasınca yayımlanan tebliğlerle uygulanacak faiz oranları ayrıca belirlenmiştir. Mahkemenin bu düzenlemeleri göz ardı ederek yasal faiz yerine reeskont faizine hükmedilmiş olması doğru değildir. Bozmayı gerektirir.
5-Davacı, bu davasında davalıya demir sattığını bedelini tahsil edemediğini ileri sürerek alacak talebinde bulunmuştur. Bu tür davalarda borçlunun kötü niyetli olduğunun tespiti halinde kötü niyet tazminatından da sorumlu olacağına ilişkin bir yasal düzenleme yoktur. Kötüniyet tazminatı ancak İİK. 67 maddesi hükmüne göre yapılan icra takibine vaki itirazın iptali için açılan davalarda söz konusu olur. Dava itirazın iptali davası olarak açılmadığı gibi ortada bir icra takibi de bulunmamaktadır. Buna rağmen mahkemenin davalıyı kötü niyet tazminatından sorumlu tutmuş olması doğru değildir. Bozmayı gerektirir.
Sonuç: Yukarıda birinci bentte belirtilen nedenlerle davacının tüm, davalının diğer temyiz itirazlarının reddine, ikinci, üçüncü, dördüncü ve beşinci bentte belirtilen nedenlerle temyiz olunan kararın davalı yararına BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 21.01.2003 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy