(818 S. K. m. 13, 404/3)
Dava: Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalılar avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşuldu düşünüldü:
Karar: Davacı 24.7.2000 günlü tellallık sözleşmesinden doğan 2.100.000.000TL. alacağının davalılardan tahsilini talep etmiştir.
Davalılar tellallık sözleşmesini davacının imzalamadığını bu yüzden sözleşmenin geçersiz olduğunu ayrıca satışta katkısı olmadığını savunarak davanın reddini dilemişlerdir.
Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş; hüküm, davalılar tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı tellallık sözleşmesine dayanarak alacak isteminde bulunmuştur. BK.404/3 maddesi hükmüne göre gayrimenkul tellallığı akdi yazılı şekilde yapılmadıkça muteber olmaz. Yasanın bu hükmü emredici niteliktedir. Tellallık sözleşmesi için ön görülen yazılı şekil ispat değil, geçerlilik şartıdır. Bu hususu mahkemenin kendiliğinden nazara alması gerekir. Yazılı olanak yapılması yasaca öngörülen ve özellikle taraflara karşılıklı hak ve yükümlülükler getiren bir sözleşmenin hukuken geçerlik kazanabilmesi için, borç yüklenenlerin imzalarının bulunması ile BK.13. maddesi hükmüne göre mümkündür. Sadece bir tarafın imzalamış olduğu belge hukuken tek taraflı irade açıklanması niteliğini taşır ve hakkın esasına yönelik bulunan şekil eksikliği nedeniyle tarafları bağlayan bir sözleşme kabul edilemez. Bu nitelikteki belgeye dayanan tarafın iyiniyetli olması dahi yazılı şekle ilişkin hukuki esasları etkilemez. O nedenle tellallık sözleşmesinde her iki tarafın imzalarının bulunması şarttır. Olayımızda davacının dayandığı belge de, davacının kendi imzası olmayıp sadece davalıların imzası bulunduğu sabittir. Bu durumda geçerli bir tellallık sözleşmesinin varlığından bahsedilemez. Dairemiz ve yargıtay Hukuk Genel Kurulu sapma göstermeyen içtihatları da bu doğrultudadır. ( YHGK. 11.10.1974 gün, 1971/4-467,Y. 13. H.D. 1.10.1991 gün 5835-8712 sayılı kararları ) Mahkemece bu hususlar nazara alınarak davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan gerekçelerle kararın davalılar yararına BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 21.01.2003 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy