(1086 S. K. m. 237, 275) (818 S. K. m. 414)
Dava: Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün davacı avukatınca duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davacı vekili avukat Şükrü Açıkbaş ile davalı vekili avukat Müşteba Aydın'ın gelmiş olmalarıyla duruşmaya başlanılmış ve hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra karar için başka güne bırakılmıştı. Bu kez temyiz dilekçesinin süresinde olduğu saptanarak, dosya incelendi gereği düşünüldü:
Karar: Davacı, davalı Nadir G.'in 1.11.1995 vadeli 30.000 HF bedelli senet ile dava dışı Gürsel G.'e borçlandığını, davalının talebi ile senet alacaklısına borcun kendisi tarafından ödendiğini, senet lehdarının senedi ciro ederek kendisine verdiğini, davalının borcunu ödememesi nedeniyle icra takibi yaptığını, İcra Tetkik Merciinde takibin iptaline karar verildiğini belirterek 30.000 Hollanda Florini karşılığı 8.633.160.000 Tl.nın faizi ile tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı, icra takibine konulan senedin vade tarihinin 1.11.1985 olduğu halde tahrif edilerek 1.1.1995 olarak değiştirildiğinin bilirkişi incelemesi ile sabit olması üzerine icra Tetkik Merciince takibin iptal edildiğini, borcun zaman aşımına uğradığını, davacıya borcu olmadığını savunarak davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, İcra Tetkik Merciince yapılan bilirkişi incelemesi sonucu alınan rapor, İcra Tetkik Mercii kararının Yargıtay'dan geçerek kesinleşmiş olması, davacının talep edebileceği bir hak ve alacağı olmadığı anlaşıldığından davanın reddine karar verilmiş; hüküm davacı tarafça temyiz edilmiştir.
Mahkemece, İcra Tetkik Merciinde takibin iptal edildiği, kararın Yargıtayca onanarak kesinleştiği, davacının talep edebileceği bir hak bulunmadığı gerekçesi ile dava reddedilmiştir. Davacının davalı aleyhine kambiyo senetlerine mahsus yolla yaptığı icra takibi ile ilgili İcra Tetkik Merciinde yapılan Yargılama da; alınan bilirkişi raporu ile senedin vade tarihinde yapılan tahrifatla 1.1.1985 olan vadenin 1.1.1995 olarak değiştirildiği, bu durumda bononun zamanaşımına uğradığı gerekçesi ile takibin iptaline karar verilmiştir. Oysa İcra Tetkik Merciinin takip hukukuna ilişkin kararları takip hukuku bakımından kesin hüküm teşkil eder. HUMK. 237 maddesi gereğince maddi anlamda kesin hüküm teşkil etmez. Davacı 3.12.2001 tarihli dilekçesi ile bu konuda yeniden bilirkişi incelemesi talep etmiştir. Mahkemece de 30.1.2002 tarihli celsede bilirkişi incelemesi yaptırılmasına karar verilmişse de, hiçbir gerekçe gösterilmeden ara kararı gereği bilirkişi incelemesi yaptırılmamıştır. O halde mahkemece, olayla ilgili hazırlık soruşturması varsa dosya celbedilmeli iddia ve savunma doğrultusunda grafoloji uzmanından taraf, mahkeme ve Yargıtay denetimine elverişli rapor alınarak, vade tarihinde tahrifat olup olmadığı saptanmalı, senetteki borçlu imzasının inkar edilmemesi, senedin davacı elinde olması onun tarafından bedelinin ödendiğini ve davalıyı borcundan kurtardığı sonucunu doğurmasının BK.414 ve devamı maddeleri gereği davacının talep etmekte haklı alacağı olup olmadığı değerlendirilerek hasıl olacak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
Sonuç: Davacının temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan kararın davacı lehine BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 250.000.000 lira duruşma avukatlık parasının davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, 7.1.2003 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy