(1086 S. K. m. 237)
Dava: Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği düşünüldü:
Karar: Davacı 1997 yılında, davalı Apartman yönetiminde yönetici olduğunu, apartman sakinlerinin aidat borçlarını ödemediklerini, bu nedenle aidat borçlarını kendisinin ödediğini, alacağının yönetim tarafından ödenmediğini ileri sürerek, fazlaya ilişkin hakkı saklı kalmak üzere 410.000.000 Tl.nın davalıdan alınmasını istemiştir.
Davalı, kesin hüküm nedeniyle davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, kesin hüküm nedeniyle davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı, davalı apartmanın yöneticisi olduğu dönemde apartman sakinlerinin aidat borçlarını ödemediğini bu borçların kendisi tarafından ödendiğini ileri sürerek fazla hakkı saklı kalmak kaydıyla 410.000.000 Tl.nın davalı yönetimden ödetilmesini istemiştir. Davalı yönetim ise davacıya borçlu olmadığını eldeki davaya konu edilen alacağın 1. Sulh Hukuk Mahkemesinin 1997/2146 esas 1999/200 karar sayılı davada incelenerek sonuçlandırıldığını kesin hükmün varlığı nedeniyle davanın reddini istemiştir.
Mahkemenin kesin hüküm gerekçesine konu yaptığı Antalya Sulh Hukuk Mahkemesinin 1997/2146 esas sayılı dava dosyasında eldeki davanın davalısı olan Kepez elektrik Sitesi Apartman yöneticiliği tarafından iş bu davanın davacısı aleyhine Nisan 1997 döneminden itibaren aidat borçlarını ödemediğinden alacağın tahsili için girişilen icra takibine vaki itirazın iptalini ileri sürmüş mahkemece davanın kabulü ile takibin devamına karar verilerek hüküm kesinleşmiştir. Kural olarak kesin hükmün varlığı bir davanın esasının incelenmesine hukuki engel teşkil eder. HUMK.nun 237 maddesine göre bir hüküm kesin hüküm sayılabilmesi için davanın konusunun hukuki nedeninin ve taraflarının aynı olması gerekir. Somut olayda davacı apartman sakinlerinin ödemediği aidat borçlarını yönetici sıfatıyla kendisinin ortak gider olarak ödediğini ileri sürerek bunların ödetilmesini istemiş olup, kesin hükmün varlığı kabul edilen kararda ise davalı yönetim açmış olduğu davada davacının ödemesi gereken aidat borçlarının ödemediğini ileri sürmüştür. Şu hale göre eldeki dava ile Sulh Hukuk Mahkemesindeki davanın hukuki sebeplerinin ayrı olduğu açıkça belirgindir. Mahkemece işin esası incelenmesi ve hasıl olacak sonuca göre karar verilmesi gerekir. Değinilen bu yönler gözetilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır. Bozma nedenidir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz olunan hükmün temyiz eden davacı yararına BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 23.01.2003 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy