(1086 S.K. m. 297)
Dava: Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Davacılar, davalıya ait taşınmazı 3.9.1993 tarihli haricen düzenlenen "Taşınmaz Zilyedliğinin Devir ve Satış Sözleşmesi" ile satın alarak, satış bedeli 46.500 DM'yi ödediklerini, davalının tapuda ferağ vermediğini, ödenen satış bedelinin iadesi için girişilen icra takibine de davalının itiraz ettiğini, itirazın haksız ve yersiz olduğunu ileri sürerek, itirazın iptali ile takibin devamını ve davalının % 40'tan aşağı olmamak üzere icra inkâr tazminatı ile mahkûmiyetine karar verilmesini istemişlerdir.
Davalı, senetteki mührü kendisinin basmadığını, senette tahrifat yapıldığını ve bu tahrifatların da paraf edilmediğini, senetteki mührün kendisine ait olsa bile muhtar ve ihtiyar heyeti tarafından tasdik edilmediğini, bu nedenle hukuki geçerliliğinin bulunmadığını, senette satıcı olarak oğlunun adı geçtiğini, bu satış bedelinin de ödenmediğini bildirerek, davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, itirazın kısmen iptaline, takibin 13.475.979.000.- TL asıl alacak üzerinden, ödeme emrinin tebliğ tarihinden itibaren % 70 oranını aşmamak üzere değişen oranlarda yasal faiz uygulanmak suretiyle devamına, 5.390.391.600.- TL icra inkâr tazminatının davalıdan alınmasına karar verilmiş; hüküm, davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Davalı, sözleşmedeki mührün kendisine ait olmadığını, kaldı ki mührün muhtar ve ihtiyar heyeti tarafından tasdik edilmediğini, bu nedenle hukuki geçerliliğinin bulunmadığını ileri sürmüştür. Bu durumda sözleşmenin HUMK 297. maddede belirtilen unsurları taşıyıp taşımadığının araştırılması zorunludur. Zira bu maddede zikredilen unsurların tamamı sıhhat şartıdır. Bu maddede öngörülen şeklin amacı, sözleşme muhtevasının borçlu tarafından bilinmesini sağlamaktır. Bu yolla, okuma yazma bilmeyen bir kimsenin içeriğini bilmediği bir belge ile borç altına sokulması tehlikesinden korunması sağlanmak istenmiştir.
İmza atmaya muktedir olmayan veya yazı bilmeyen bir kimse, sözleşme veya senedi imza edemeyeceğinden, imza yerine el ile yazılmış bir parmak izi veya mühür kullanabilir. Yalnız senetteki bu parmak izi veya mührün borçlunun oturduğu köy veya mahalle muhtarı ve ihtiyar heyeti kurulunca ve o yerde tanınmış iki tanık tarafından onaylanması lazımdır ( HUMK 297/2 ). HUMK'nun 297/2. maddesi ile ilgili olarak açıklanan bu çerçeve içerisinde somut olaya bakıldığında; takibe konu sözleşmedeki mührü onaylayan muhtar borçlu ile aynı mahallede olmayıp, başka bir mahalle muhtarı olduğu gibi sözleşmenin ihtiyar heyeti tarafından da onaylanmadığı anlaşılmaktadır. O halde usulüne uygun biçimde onaylanmış olmayan böyle bir belgenin geçerli olduğunun kabulüne hukuken olanak yoktur. Şu durum karşısında, takibe konu sözleşme geçersiz olduğundan, davacılar davalıya taşınmaz satış bedelini ödediklerini HUMK 288. maddesi gereğince yazılı delille ispat edememişlerdir. Ancak davacılar dava dilekçesinde ( sair deliller ) demek suretiyle yemin deliline dayanmış olduklarından, davacıların 46.500 DM satış bedelini ödedikleri konusunda davalıya yemin teklif etme hakları bulunduğu hatırlatılarak, sonucuna uygun bir karar verilmesi gerekir. Aksi düşüncelerle senedin geçerli olduğu kabul edilerek yazılı şekilde hüküm tesisi usul ve yasaya aykırıdır; bozma nedenidir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle, temyiz olunan kararın davalı yararına BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 30.1.2003 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy