(818 S. K. m. 55)
Dava ve Karar: Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün davalılar avukatınca duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davalılar vekili avukat K. D. ve Avukat N. İ. ile davacı vekili avukat Ş. İ.'nin gelmiş olmalarıyla duruşmaya başlanılmış ve hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra karar için başka güne bırakılmıştı. Bu kez temyiz dilekçesinin süresinde olduğu saptanarak, dosya incelendi gereği düşünüldü:
Davacılardan İ. T.'ın karısı, diğer davacılar S. ve G. E.'ın evlatları, öteki davacılarında kardeşleri olan müteveffa N.'ın çocuğunun olmadığını, bu nedenle davalılardan Dr. Z. H. E.'un diğer davalıya ait özel hastanede N.'ı ameliyat ettiğini, N.'ın hayatını kaybettiğini, fethi kabir sonrası yapılan otopsi sonucu N.'ın ölümünün Ana ilyak arterinin yaralanmasına bağlı hemotrojik Şok olduğunun anlaşıldığını, bunda davalıların kusurlarının bulunduğunu ileri sürerek eş, anne ve baba için altışar milyar, kardeşlerin her biri içinde birer buçuk milyar lira manevi tazminatın ödetilmesine karar verilmesini istemişlerdir.
Davalı doktor olayda kusurunun bulunmadığını, diğer davalı şirket ise gerek kusurlu olmaması ve gerekse diğer davalı doktorun istihdam edeni bulunmaması nedeniyle sorumlu tutulamayacağını savunarak davanın reddini dilemişlerdir.
Mahkemece, ceza dosyası içindeki Yüksek sağlık Şurası raporu esas alınmak ve davacıların yatanları N.'ın ölümünde her iki davalının da kusurlu bulunduğu kabul edilmek suretiyle davacı eş için 4.000.000.000 TL. anne ve baba için 3.000.000.000'er TL. kardeşlerin her biri içinde 1.000.000'er TL. manevi tazminata hükmedilmiş hüküm her iki davalı tarafından da temyiz edilmiştir.
1- Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delilerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre her iki davalının da aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2- Toplanan delillerden davacıların yatanları M. N.'ın davalılardan Dr. Z. H. E.'un muayenehanesinde muayene olduğu, anılan doktor tarafından ameliyata karar verildiği, bu ameliyatın diğer davalı şirkete ait hastanede gerçekleştirildiği, davalı şirketin diğer davalı doktorun BK. 55. maddesinin öngördüğü anlamda istihdam edeni olmadığı, bu nedenle anılan şirketin istihdam eden sıfatı ile sorumlu tutulamayacağı anlaşılmakla birlikte davalı doktorla anestezi uzmanı olarak ameliyata katılan dava dışı Dr. H. F. İ., Ceza dosyasında tanık olarak verdiği ifadesinde davalı şirkete ait hastanede anestezi uzmanı olarak çalıştığını beyan etmiştir. Bu durumda öncelikle anılan anestezi uzmanının davalı şirketin çalışanı olup olmadığı diğer davalı doktor ile birlikte ameliyata katılıp katılmadığı tespit edilmeli, bundan sonra dosyanın kül halinde Adli Tıp Kurumu ilgili ihtisas Dairesine veya Üniversitelerden seçilecek konusunda uzman bilirkişi heyetine tevdi edilerek davacıların yakınları N.'ın ölümünde davalı doktor ya da anestezi uzmanı kusurlarının bulunup bulunmadığı, varsa kusur oranları tespit edilmeli, alınan rapor sonucunda davalı doktor ve bu doktor ile birlikte dava dışı narkozitörün de kusurlu bulunmasının anlaşılması ve davalı şirketinde narkozitörün istihdam edeni olduğunun tespit, halinde bundan her iki davalının da sorumlu olduğu kabul edilmeli, sonucuna göre karar verilmelidir. Narkozcu doktor ile davalı şirket arasında BK. 55. maddesinde belirtildiği şekilde istihdam ilişkisi bulunmadığının tespiti halinde ise, davalılar arasında istihdam ilişkisi bulunmadığından davalı şirketin zararlı eylemden sorumlu tutulmasına yasal olarak olanak bulunmamaktadır. Bu hususun ve özellikle yüksek sağlık şurası raporlarının bağlayıcı yönünün ceza mahkemelerine ilişkin olduğu, hukuk mahkemelerini bağlamayacağı, anılan raporun henüz deliller toplanmadan hazırlık tahkikatı sırasında Cumhuriyet Savcısı tarafından alındığı, bu rapora bu haliyle itibar edilemeyeceği göz ardı edilerek yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir.
Sonuç: Yukarıda birinci belirtilen nedenlerle davalıların diğer temyiz itirazlarının reddine, ikinci bentte belirtilen nedenle temyiz olunan kararın davalılar yararına BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 24.12.2002 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy