(2004 S. K. m. 72) (1086 S. K. m. 290, 356)
Dava: Taraflar arasındaki menfi tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Davacı, 1.9.1993 başlangıç tarihli kira sözleşmesi ile davalıya ait mecurda kiracı olduğunu, mecura girerken depozito karşılığı olmak üzere 1500 Mark tutarında bono verdiğini, 12.9.1997 tarihinde mecuru tahliye ettiğini, depozito karşılığı olarak verilen ve 1.9.1993'te düzenlenen ödeme tarihi boş bırakılan senedi davalının 15.1.1998 ödeme tarihli olarak doldurulup, düzenleme tarihini de 15.8.1996 olarak değiştirerek bonoyu dava dışı Ömer M. isimli şahsa ciro ettiğini, 3. şahıs Ömer M.'in kendisi ve davalı aleyhine bu bonoya dayanarak 15.6.1998 tarihinde icra takibi yaptığını, takibin kesinleştiğini, bu senet için davalıya borçlu olmadığının tespiti ile bu senede istinaden yapılan takibin iptaline, %40 inkar tazminatı verilmesini talep etmiştir.
Davalı, cevap dilekçesi vermemiş, duruşmada senedin depozitodan dolayı düzenlenmediğini, mecura verilen zarar karşılığı davacının mecuru tahliye ederken verdiği bono olduğunu bildirip, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece davacıya hatırlatılan ve davacı tarafından teklif edilip davalı tarafından eda edilen yeminden dönülerek senedin veriliş sebebi itibariyle tanık dinlenebileceğinden, dinlenen tanık anlatımlarına göre de davanın kabulü ile davacının icra takibine konu bono için borçlu bulunmadığının tespiti ile %40 inkar tazminatının davalıdan alınıp davacıya verilmesine karar verilmiş; hüküm, davalı tarafından temyiz edilmiştir.
1-Bonolar niteliği itibariyle mücerret borç ikrarını havi belgelerdendir. Davacı takibe konan senedin teminat senedi olduğunu, davalı ise senedin teminat senedi olmayıp mecuru boşalttıktan sonra mecurdaki masraflar karşılığında düzenlendiğini savunmuştur.
Davacı iddiasını yazılı delillerle kanıtlamak zorundadır. Buna ilişkin yazılı belge ibraz etmemiş olup, bono ve bonoya dayanan borçla ilgili olarak teklif edilen yeminde davalı tarafından kabul edilerek eda edilmiştir. Açılan davanın reddine karar verilmesi gerekirken, veriliş sebebi hakkında tanık dinlenmesi olanağı bulunmadığı halde, tanık dinlenerek karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
2-İİK 72/5 maddesine göre davalı alacaklı aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedilmesi için talebin haksız olmasının yanında takibin kötü niyetli olarak yapıldığının ispat edilmesi gerekir. Davalının kötü niyetli olduğu kanıtlanamadığı halde kötü niyet tazminatına hükmedilmesi de usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
Sonuç: Yukarıda 1. ve 2. bentlerde açıklanan gerekçelerle kararın davalı yararına BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 12.3.2002 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy