(2886 S. K. m. 64)
Dava: Taraflar arasındaki uyarlama davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Davacı, davalı Türkiye Kızılay Derneği ile 7.10.1998 tarihinde sözleşme imzaladıklarını, sözleşmenin 6.3. maddesi gereğince davacı şirketin 3.7.2000 tarihinden itibaren aylık 125.000 ABD doları kira parası ödemeyi yüklendiğini, ancak sözleşmenin aktedildiği tarihten bu yana çeşitli ekonomik krizler yaşandığını, ülkede çapa/çıpa kur sistemi uygulanırken Kasım 2000 ve ardından Şubat 2001 krizinin patlaması ile serbest kur sistemine geçildiğini, edimler arasındaki dengenin bozulduğunu ileri sürerek hakimin sözleşmeye müdahale ederek kira parasının sözleşmenin kurulduğu tarihteki 1 ABD doları 285.000 TL üzerinden kabul edilmediği takdirde Kasım 2000 tarihi öncesi 1 ABD doları 513.000 TL üzerinden ödenmesi için tedbir vaz'ına birikmiş Şubat-Ekim 2001 ayları kira paralarının mahkemece belirlenecek oranda ödenmesine, kira parasının uygulanarak Türk Lirasına çevrilmesine karar verilmesini istemiştir.
Davalı, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, dava konusu yerin kirasının dava tarihi itibariyle 65.000 ABD doları olarak uyarlanmasına, kiralama dönemi hakkında bilirkişi görüş belirtmişse de bu konuda talep olmadığından karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiş; hüküm, davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Taraflar arasında düzenlenen 7.10.1988 tarihli "Kızılay Sosyal ve Rant Tesisinin Yap-İşlet-Devret ve Kiralama" sözleşmesinde tamamı 45.000 m2 kapalı alana sahip Kızılay Sosyal ve Rant tesisi binasının Yap-İşlet-Devret Finansman Modeli içinde davacı Beğendik tarafından yapılması, tamamlanması işletilmesi ve işletme süresinin bitiminden itibaren 20 yıl kira süresinin devamı kararlaştırılmıştır.
Şu durum karşısında, sözü edilen sözleşmenin salt kira sözleşmesi niteliğinde olmadığı, bir eserin yapılmasını da içeren karma bir akit olduğunda kuşku ve duraksamaya yer yoktur.
Taraflar arasında kira parası tespit edilirken inşaatın davacı tarafından şartnameye uygun olarak yapılacağı, işin yapımı bittikten sonra işin kabulü ve tesliminden itibaren 37 ( otuz yedi ) ay işletme dönemi adı altında bir geçiş dönemi olacağı, bundan sonra kira dönemi başlıyacağı kararlaştırılmıştır. Davacının eser yapma edimi, sözleşmede kira ilişkisine nazaran daha egemen bir unsur ve ilişki olarak benimsenmiştir. Davalı, kiracının kira parasının uyarlanması istemine verdiği cevapta davacının henüz inşaatın yapımını bitirmediğini, edimini ifa etmediğini, dava tarihinde dahi henüz inşaatın bitmediğini savunmuştur.
Hemen belirtelim ki, sözleşmenin az yukarıda açıklanan özelliği itibariyle ( yap-işlet-devret ) davacı kira parasının günün koşullarına intibakını amaçlayan uyarlama davası açamaz. Davacı inşaatı-eseri henüz tamamlayıp, davalıya teslim edememiştir. Hiç kimse kendi kusuruna dayanarak bundan lehine bir sonuç çıkaramaz. Davalının, davacının sözleşmedeki edimlerini ifa etmediğinden dolayı akti fesih hakkı sözkonusu olabilir. Diğer bir anlatımla akitteki edimini ifa etmeyen tarafın, edimini ifa etmemesine dayanarak lehine bir takım yasal hakları ileri sürerek kira parasının uyarlanmasını istemekte haklı olduğu kabul edilemez.
Aksinin kabul edilerek, sözleşmedeki edimlerin hak ve nesafet kuralları altında denkleştirilmesi sağlanmaya çalışılırken, bu kez diğer bir eşitsizliğe yol açılır ki böyle bir kabul mümkün olmadığı gibi, uyarlama davasının kendine özgü kurallarına da ters düşeceği açıktır. Hal böyle olunca, somut olayın ve sözleşmenin özelliği değerlendirildiğinde uyarlama davasının koşulları oluşmadığı kabul edilmeli ve davanın reddine karar verilmelidir.
Mahkemece açıklanan yönler düşünülmeden, yazılı şekilde davanın kabulüne karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıda açıklanan nedenlerle davalı yararına BOZULMASINA, 21.2.2003 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy