(4077 S. K. m. 6, 8, 9) (818 S. K. m. 21) (1086 S. K. m. 10, 438)
Dava: Taraflar arasındaki akdin feshi davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
Karar: Davacı, davalı şirket elemanlarının 12.1.2000 tarihinde evine gelerek kendisine bir tansiyon ölçme aleti sattıklarını, 3.000.000 TL peşin verip bakiyesi için aylık 20.000.000 TL.den 8 ayda ödenmesi hususunda taksitle satış sözleşmesini imzaladığını, satılan malın kalitesizliği ve fiyatın yüksekliği nedeniyle 4077 sayılı yasanın 6., 8., 9. maddeleri gereğince sözleşmeden cayma hakkını kullandığına dair davalıya ihtarname gönderdiğini ileri sürerek sözleşmenin feshi ile ödediği 3.000.000 TL.nın istirdadını istemiştir.
Davalı, sözleşmede İzmir Mahkemesinin yetkili olduğunun belirlendiğini, sözleşmenin 4077 sayılı yasaya uygun olarak düzenlendiğini savunarak yetki itirazında bulunmuş ve davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, cevap dilekçesini davalı vekili olarak veren Av. Sedat Kaçmaz'ın dilekçe ekinde vekaletname vermediği ve bu nedenle cevap dilekçesinin işleme konulmadığına dair ara kararından sonra yapılan yargılama sonunda edimler arasında gabin bulunduğundan bahisle davanın kabulüyle sözleşmeye konu malın davacıdan alınıp davalıya verilmesine, sözleşmenin iptaline, 3.000.000 TL.nın davalıdan tahsiline hükmedilmiş, davalının hükmü temyiz ettiğine dair temyiz dilekçesinin süresinde verilmediğinden bahisle 12.12.2000 günlü ek karar ile de temyiz isteminin reddine karar verilmiş; bu kararda davalı tarafından temyiz edilmiştir.
1- Yargılama aşamasında davaya, davalı vekili olarak cevap veren, ancak yargılamaya hiç katılmayan davalı vekili avukat Sedat Kaçmaz'ın davalı vekili olduğuna dair 30.9.1999 tarih ve 17931 yevmiye numaralı vekaletnamesinin dairemizin iade kararından sonra dava dosyasına eklendiği görülmüştür. Şu durum karşısında mahkeme ilamının davalı asile değil vekiline tebliğ edilmesi gerekir. Bu nedenle davalı asile yapılan tebligat geçersizdir. Davalı vekili de mahkeme ilamını 2.10.2000 tarihinde aldığını bildirdiğine göre hükme yönelik temyiz itirazlarının süresinde yapıldığının kabulü gerekir. Bu itibarla mahkemece temyiz isteminin süre yönünden reddine dair 12.12.2000 gün, 2000/234-306 sayılı kararın bozularak kaldırılmasına karar verilip, dosya tetkik edilip işin esasının incelenmesine geçildi.
2- Dava dilekçesinin incelenmesinde, davacının kendisine fahiş fiyatla mal satıldığı ve ayrıca satışın 4077 sayılı yasanın 6., 8., 9. maddeleri uyarınca kapıdan satış niteliğinde olmasına rağmen satışın anılan kanun hükmüne uygun yapılmadığından bahisle aktin feshini talep ettiği anlaşılmaktadır. Taraflar arasında düzenlenen satış sözleşmesinin arka sayfasında cayma bildirim belgesini taşıyan açıklamadan satışın kapıdan satış niteliğinde olduğu ve davacının ikametgah adresinin de Bursa olduğu gözlenmiştir. Akit Bursa'da düzenlenip imzalandığına ve davaya konu mal Bursa ilinde teslim edildiğine göre uyuşmazlığın Bursa'da görülmesinde HUMK. nun 10. maddesi gereği bir sakınca bulunmamaktadır. Davalının ikametgahının İzmir olması ve sözleşmede de İzmir mahkemelerinin yetkili olduğuna dair hükümler az yukarıda açıklanan nedenlerle davanın Bursa mahkemelerinde görülmesine engel teşkil etmez. Bu itibarla mahkemenin, kendisini yetkili görmesine yönelik temyiz itirazları yersizdir.
Taraflar arasındaki uyuşmazlık az yukarıda da açıklandığı gibi 4077 sayılı yasanın, 8. ve 9. maddelerinde belirtilen kapıdan satış olup sözleşmenin geçerli olup olmadığı noktasındadır. 4077 sayılı yasanın 9. maddesi uyarınca cayma belgesinin sözleşmeden ayrı olarak düzenlenip ayrı bir kağıda yasada belirtilen puntolarda yazılıp bunun teslim-tesellüm makbuzuyla alıcıya teslimi gerekir. Sözleşme metninde yazılı olan cayma hakkının bulunduğuna dair ibareler yasanın tanımladığı şekilde yazılıp, ilgilisine teslim edilmediği için geçerli bir cayma belgesi olarak kabul edilemez. Cayma belgesi verilmediğinden davacı satıştan her zaman cayabilir. Bu itibarla yerel mahkemece davanın kabulüne ilişkin karar sonucu itibariyle usul ve yasaya uygun olup, davalının temyiz itirazlarının reddi ile mahkeme hükmünün yukarıda açıklanan şekilde gerekçesi değiştirilerek onanmasına karar verilmesi HUMK 438/son maddesi gereğidir.
Sonuç: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, mahkemenin 12.12.2000 gün ve 2000/234-306 sayılı kararının bozularak kaldırılmasına, (2) numaralı bent uyarınca hükmün gerekçesinin değiştirilerek ve düzeltilerek ONANMASINA, peşin harcın onama harcından çıkartılmasıyla arta kalan 2.880.000 liranın temyiz edenden alınmasına, 11.03.2002 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy