(1086 S. K. m. 381, 388)
Dava: Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilâmda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı Ali K. avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Davacı, davalı Süleyman'ın evlenme vaadederek kendisini kaçırdığını, ailelerin bir araya gelerek, mahalli örf ve adet gereği, mehir olarak 12 kalemden ibaret eşya yapmayı vaadettiklerini, ancak resmi nikah yapmayıp evden kovduklarını ileri sürerek, mehir senedi ile verilmesi vaadedilen eşyaların aynen, olmadığı takdirde bedeli 616.000.000. TL'nin dava tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalılardan müteselsilen alınmasını istemiştir.
Davalılar, davanın reddini dilemişlerdir.
Mahkemece, Bilirkişi raporuna itibar edilerek, 418.000.000 TL eşya bedeli ile ilgili alacağın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı Ali K'dan tahsili ile davalıya listede belirtilen ilk üç sıradaki eşyalar hariç diğerlerinin aynen teslimine, olmadığı takdirde 418.000.000 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan Ali K.'dan alınarak davacıya verilmesine, Süleyman K. aleyhine açılan davanın ise, davacı vekilinin vaki feragati nedeniyle reddine karar verilmiş; hüküm davalı Ali K. tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2-Hüküm altına alınan eşyanın değerleri kararda ayrı ayrı gösterilmemiştir. HUMK.nun 388/5 maddesi, hükmün sonucu kısmında gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, istek sonuçlarından, herbiri hakkında verilen hükümle taraflara yükletilen borç ve tanınan hakların mümkünse, sıra numarası altında birer,birer, açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesini emredici kural olarak getirmiştir. Gerekçeli kararın da, kısa karara uygun düzenlenmesi zorunludur. ( HUMK.381/2 )
Dava dilekçesi, bilirkişi raporu gibi herhangi bir belgeye atıf yapılarak hüküm kurulamaz. Gerek tefhim edilen ve zabıtta belirlenen kararda, gerekse buna uygun düzenlenmesi, zorunlu gerekçeli kararda, hüküm altına alınan eşyanın cins, nitelik, miktar ve değerlerinin ayrı ayrı gösterilmesi ve taraflara yüklenen borç ile tanınan hakkın infazda güçlük çıkarmayacak biçimde belirtilmesi gerekir. Bu yön gözetilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır.
Sonuç: Yukarıda açıklanan 1. bend gereğince davalının diğer temyiz itirazlarının reddine, temyiz olunan kararın 2. bendde açıklanan nedenle davalı yararına BOZULMASINA,peşin harcın istek halinde iadesine, 20.02.2003 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy