(1163 S. K. m. 2/2, 14/2)
Dava: M. Doğan vekili avukat K.B. Sorgun ile O. Altan vekili avukat A. A. Sorgun aralarındaki dava hakkında Sorgun Asliye Hukuk Mahkemesinden verilen 27.11.2001 gün ve 454-548 sayılı hükmün Dairemizin 2.5.2002 tarih ve 3201-5005 sayılı ilamıyla bozulmasına karar verilmişti. Süresi içinde davacı avukatı tarafından kararın düzeltilmesi istenilmiş olmakla dosya incelendi, gereği konuşuldu:
Karar: Davacı, davalı ile dava dışı Konut Yapı Kooperatifinin ortağı olduklarını, dairelerin tamamlanıp kuraların çekildiğini ve bu kura sonucunda davalı ile kendisine düşen daireleri değiştirdiklerini, daireye faydalı masraflar yaparak 1.10.2000 tarihinde taşındığını, daha sonra davalının anlaşmadan vazgeçtiğini ileri sürerek, 2. kat 3 nolu dairenin kat mülkiyetinin adına tesisinin sağlanmasını, mümkün olmadığı taktirde daireye yapmış olduğu faydalı masraflar ile taşınmış olmaktan doğan zararının dava tarihinden itibaren reeskont faizi ile birlikte davalıdan alınmasını istemiştir.
Davalı, davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, davacının tapu iptali ve tescil davasının reddine, 3.000.000.000 TL tazminatın dava tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine ilişkin karar Dairemizce davalı yararına bozulmuştur.
Davacı vekili karar düzeltme isteminde bulunmuştur.
1- Davanın tazminat yönünden kabulüne ilişkin verilen karar her iki tarafça da temyiz edilmesine rağmen, Dairemizce sadece davalı temyiz itirazları ile sınırlı inceleme yapıldığı anlaşıldığından, öncelikle davacının bu yöne ilişkin itirazlarının kabulü ile davacının temyiz itirazlarının incelenmesine karar vermek gerekmiştir.
Davacı temyiz itirazlarının esastan incelenmesine gelince; davacı taraf, kurada kendilerine isabet eden konutları takas ettiklerini, daireye iyi niyet ile masraflar yaptığını, davalının haksız olarak takastan caydığını ileri sürerek, öncelikle davalının muarazasının önlenmesini, kayıtların bu şekilde düzeltilmesini, mümkün olmadığı takdirde tazminata hükmedilmesini istemiştir. Gerçekten de, tarafların noterde çekilen kurada kendilerine isabet eden konutları trampa ettikleri, davacının trampa sonucu aldığı daireye masraflar yaptığı çekişmesizdir. Taraflar arasındaki uyuşmazlığın çözümü trampa işleminin geçerli olup olmadığı ve davalının trampadan caymada haklı olup olmadığı hususlarının aydınlanmasına bağlıdır.
1163 sayılı Kooperatifler Kanununun 2/2 maddesi hükmü gereğince, yapı kooperatifleri ile konusuna taşınmaz mal temliki dahil bulunan diğer kooperatiflerin ana sözleşmelerinde ortaklara taşınmaz mal temlik edileceği hakkındaki taahhütler başka bir resmi şekil aranmaksızın muteberdir. Yine anılan Yasanın 14/2 maddesi gereğince ortaklık devredilebilir ve yönetim kurulunun devralan kişinin ortaklık niteliklerini taşıması halinde, bu kişiyi ortaklığa kabulü zorunludur. Kooperatif payının devri hiçbir resmi şekle bağlı olmadığı gibi, kooperatif ortakları, kurada çıkan konutlar için trampa yapmış ve fiilen uygulanmış ise, artık bu trampaya itiraz edilemez. (Gönen Eriş Açıklamalı-İçtihatlı Uygulamalı Kooperatifler Hukuku 3.Bası Sh.121-122) Kur'a çekilmesi konut tahsisi anlamında olduğuna göre, böyle bir konutun ortaklar arasında trampa işlemine konu yapılması, hatta üçüncü kişiye devri mümkündür.
Bu açıklamalardan sonra somut olaya dönecek olursak, 28.06.2000 tarihinde çekilen kur'a sonucu davacıya isabet eden 4. kat 8 nolu daire ile davalıya isabet eden 2. kat 3 nolu dairenin taraflarca trampa edildiği, daha fazla olan 3 nolu daire şerefiye parasının davacı tarafından ödendiği, eksik teslim alınan daire için davacının birtakım zorunlu ve faydalı masraflar yaptıktan sonra 01.10.2000 tarihinde taşındığı anlaşılmaktadır. Taraflar arasında kararlaştırılan ve fiilen uygulanan trampa işlemi geçerli olup, davalının haklı nedene dayanmaksızın bu işlemden tek taraflı cayması mümkün değildir. Her ne kadar davalı, bu trampa işleminin, bir kamyondaki pay devri ile birlikte yapıldığını, davacının bu devirden cayması nedeni ile kendisinin de trampadan caydığını savunmuş ise de, kamyondaki pay devri ile ilgili 23.08.2000 tarihli Protokolün daire trampa işlemi ile ilgi ve bağlantısı kanıtlanamamıştır. Esasen bu yön mahkemenin de kabulündedir. O halde, trampa işlemi yazılı ve resmi şekilde yapılmasa dahi geçerli olup, davalının muarazası haksızdır.
Bu durumda mahkemece, davacının öncelikli isteğinin takas işleminin geçerli olduğunun tespiti ile kooperatif kayıtlarının bu yönde düzeltilmesi olduğu ve yargılama sırasında ferdi mülkiyete geçilmesi nedeniyle talebini ıslahen tapu iptali ve tescile dönüştürdüğü gözetilerek, davacının bu talebi doğrultusunda davanın kabulüne karar vermek gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir. Ne var ki Dairemizce yalnızca davalı tarafın temyiz itirazları ile sınırlı temyiz incelemesi yapılarak yukarıda varılan sonuca aykırı karar verildiği anlaşıldığından, Dairemizin 2.5.2002 tarihli bozma kararının kaldırılmasına, yerel mahkeme kararının davacı yararına bozulmasına karar vermek gerekir.
2- Bu defa, yukarıda açıklanan yeni bozma şekil ve sebebine göre davalı tarafın temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda 1 nolu bentte açıklanan nedenlerle, davacının karar düzeltme itirazlarının kabulüne, Dairemizin 2.5.2002 tarih ve 2002/3201-5005 sayılı bozma kararının kaldırılmasına, hükmün davacı yararına BOZULMASINA, 2 nolu bentte yazılı nedenlerle davalının temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, peşin harcın istek halinde iadesine, 30.12.2002 gününde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy